(2004 S. K. m. 340) (5271 S. K. m. 271, 309)
Dava ve Karar: Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık B. B.'in 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Yenice İcra Ceza Mahkemesinin 20/08/2010 tarihli ve 2009/520 esas, 2010/287 sayılı kararının infazı sırasında, söz konusu kararda kanun yolu bilgilerinin eksik olması sebebiyle kararın bu eksikliklerin giderildiği ihtaratlı tebligatla hükümlüye tebliğinden sonra kesinleştirilerek gönderilmesi talebi üzerine, hükmün infazında duraksama bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aynı Mahkemenin 11/01/2011 tarihli ve 2009/520 esas, 2010/287 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2011 tarihli ve 2011/459 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 15.08.2011 gün ve 2011/43197 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 07/09/2011 gün ve K.Y.B.2011/267693 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu kararda sürenin başlangıcı konusunda her bir taraf için tebliğ veya tefhimden hangisinin esas alınacağı, başvuru şekli ve kanun yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususlarının gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşıldığından, 20/08/2010 tarihli kararın kesinleşmediği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; "Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır." şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin başlangıcının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun çıkarılan meşruhatlı davetiyede de gösterilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşmediğine ilişkin Edremit Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 11/01/2011 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2011 tarihli ve 2011/459 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 21.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy