MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 119 ada 13 parsel sayılı 4980,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ceddinden intikal, verese arasında taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı annesiyle anlaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla adına tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tespitinin iptali ile eşit paylarla... mirasçıları olan ... ve davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararda çekişmeli taşınmazın...'ın mirasçıları adına tesciline karar verildiği halde, hüküm fıkrasında...'ın bir kısım mirasçıları adına tescil hükmü oluşturulmuştur. Kararın hüküm ve gerekçe kısmı çelişmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. H.U.M.K'nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı kabul edilmiştir. Hal böyle olunca, hüküm ile gerekçe arasında çelişki olmayacak, infazı mümkün olacak şekilde hüküm kurulmalıdır. Diğer taraftan da davalı ...'ya dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmemiştir. İlk duruşmada davalı ...'nın hazır olduğu belirtilmiş ve beyanı alınarak altı imzalanmıştır. Ne var ki; davalı temyiz dilekçesinde davadan ve duruşma gününden haberdar olmadığını, duruşmaya katılmadığını beyan etmiştir. Mahkemece ilk duruşmaya katılan ve kabul beyanında bulunan şahsın davalı ... olduğu kimliği sorulmak suretiyle belgelendirilmemiştir. Hal böyle olunca da duruşmaya katılan kişinin davalı ... olup olmadığı ve beyanının davalıyı bağlayıp bağlamadığı hususu araştırılıp
değerlendirilmeli gerektiğinde davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeli, dava şartı olan taraf teşkili duraksamasız sağlanmalı, duruşmaya geldiğinde davaya karşı diyecekleri ve delilleri sorulmalı, bildirdiğinde delilleri toplanmalı ve sonucuna göre çelişkisiz hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilmek suretiyle davanın esasına girilerek gerekçeyle hüküm fıkrası çelişik şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'ün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 16.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.