MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 11 parsel sayılı 9.261,86 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yolu ile gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde krokisinde (A) ile gösterilen tek katlı betonarme binanın İbrahim oğlu ...'a ait olduğu belirtilmiştir. Davacı ..., dava konusu parselin 285 m2'lik kısmının davalı tarafından kendisine satıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazla ilgili olarak ... Esas sayılı dosya ile karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, dava dosyasının çekişmeli taşınmazın eklerinden sayılmak üzere Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacının satın aldığı ve dava konusu yapılan bölümün de içinde bulunduğu taşınmazın bir bölümünün tesis kadastrosu sırasında orman tahdit sınırları içinde kaldığı, davalının bilerek orman toprağından yer sattığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, senetle satın aldığı 285 m2 yüzölçümündeki yerin davalı adına tespit edilen çekişmeli 11 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığını belirterek tespite itiraz etmiş, yargılama sırasında dava konusu yaptığı yerin orman olması nedeniyle Sulh Ceza Mahkemesindeki davayı kaybettiğini belirterek keşif talebinden vazgeçtiğini söylemiştir. Mahkemece keşif kararı alınmasına rağmen, davacının keşif istemediğine dair beyanı üzerine, keşif yapılmamış, dava sonucu hakkında ihtimale göre değerlendirme yapılarak davacının talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu tür eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için dava konusu yapılan yeri belirlemek için taşınmaz başında keşif yapılması zorunludur. Bu nedenle mahkemece keşif günü belirlenmeli, keşifle ilgili giderler ayrıntılı şekilde belirlenerek, bu giderlerin yöntemine göre belirlenecek sürede davacı tarafça yatırılması konusunda 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine göre ara kararı alınmalı, ara karara uymamanın sonuçları da davacıya ihtar edilmeli, duruşmaya gelmediği takdirde bu ara karar yöntemine uygun şekilde davacıya tebliğ edilmeli, keşif ara kararına uyulması halinde taşınmaz başında keşif yapılarak satış senedi ve Sulh Ceza Mahkemesi dosyasındaki belgeler de değerlendirilerek dava konusu yapılan yer kesin olarak belirlenip toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.