MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında Turgut Reis Mahallesi çalışma alanında bulunan 115 ada 2 ve 3 parsel sayılı 222,33 ve 378,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2 sayılı parselin bahçe ve 4 katlı bina olarak 1999 yılından beri ...'ın, 3 sayılı parselin ...'in 2004 yılından itibaren fiili kullanımında bulunduğu şerhleri yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacı ..., lehine şerh bulunan 2 sayılı parselin yüzölçümünün eksik tespit edildiği, davacı ..., 3 sayılı parselin kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kabulüne, çekişmeli 115 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline, 115 ada 2 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın 222,33 metrekare olan yüzölçümünün 07.01.2013 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtildiği şekilde 290,80 metrekare olarak düzeltilmesine, beyanlar hanesindeki şerhin aynen tesciline, 115 ada 3 nolu parselde kayıtlı taşınmazın 378,07 metrekare olan yüzölçümünün aynı tarihli bilirkişi ek raporunda belirtildiği şekilde 331,53 metrekare olarak düzeltilmesine, taşınmazın beyanlar hanesinde ... oğlu ... adına yazılan şerhin iptali ile taşınmazın beyanlar hanesine "İş bu taşınmaz bahçe olarak 1990 yılından beri ... oğlu ...'un fiili kullanımındadır." şeklinde şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde eksilen bölüm yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa'nın 8. maddesi ile eklenen Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. Davacı ..., fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve çekişmeli 115 ada 3 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan bölümün satın alma suretiyle kendi kullanımında olan aynı ada 2 parsel sayılı taşınmaza dahil olduğunu iddia etmiş, birleşen dosya davacısı ... ise çekişmeli 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazı 600 metrekare olarak satın aldığını ve halen kullanımında olduğunu iddia ederek lehine zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazın temyize konu (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı ...'ın zilyetliğinde bulunduğu, birleşen dosya davacısı ...'un emlak kayıtları ve çaplı krokisinin zeminle uyumlu olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaz başında, ...'un davacısı olduğu 2010/1744 Esas sayılı dosya, eldeki dosya ile birleştirilmeden önce keşif yapıldığı gibi yerel bilirkişi ve tanık dinlenmek suretiyle taşınmazın temyize konu (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde tespit günü itibariyle kimin zilyet olduğu belirlenmemiş, her iki taraf da satın almaya dayanarak belediye krokileri ibraz ettikleri halde bu krokiler keşif mahallinde uygulanmamış, davacı ...'ın yer göstermesi ile yetinilmiştir. Eksik araştırma ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan 3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tespit günü itibariyle fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla taşınmaz başında dinlenmeli, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde çelişki giderilmeye çalışılmalı, tarafların dayandıkları belediye krokileri uygulanmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy