MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; .... Köyü'nde bulunan ve dilekçesinde sınırlarını belirttiği kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tarım arazisi olup müvekkillerinin murisi .....’den intikal ettiğini belirterek irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın müvekkilleri adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 21.10.2012 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerin ayrı ayrı ve son parsel numarası verilerek davacılar adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu yer, 1967 yılında yapılan tapulama sırasında "çalılık" niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Davacı ... ve müşterekleri, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 21.10.2012 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) ve (B) harfiyle gösterilen toplam 8706,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün imar-ihya, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tapuya tescilini istemektedir. Mahkemece, davacılar yararına zilyetlik yolu ile mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz bölümü kadastro çalışmalarında çalılık olarak tespit dışı bırakılmış olup tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğine göre, imar-ihyaya muhtaç bulunan yerlerden olmasına rağmen imar-ihya yoluyla kazanım koşulları yönünden yeterince araştırma yapılmadığı gibi taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli olup olmadığı da duraksamasız belirlenmemiştir. Bir arazinin kullanım süresi, niteliği ve üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Uyuşmazlığın çözümü için gerekli hava fotoğraflarının kadastrodan sonraki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1991 yılı veya en yakın tarihli) 1/20000 veya 1/25000 ölçekli hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskop aletiyle incelenmesi gerekir. Ayrıca, çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın sınırlarının belirlenebilmesi ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. O halde mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için, dava tarihine göre 20-30 yıl (1991 yılı öncesine) öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları ve memleket haritaları usulüne uygun ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle getirtilmeli, bundan sonra, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıkları ile üç ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi ve orman mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu marifetiyle taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, jeodezi ve fotogrametri mühendisine stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın hangi tarihte kim tarafından imar-ihyasına başlandığı, imar-ihyanın hangi tarihte bittiği, taşınmaz üzerinde ekonomik amacına uygun tarımsal zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesine çalışılmalı, taşınmazın öncesinin çalılık olması nedeniyle çekişme konusu yerin öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususu değerlendirilmeli, tanık ve yerel bilirkişi sözleri, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.