MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Küçükkovanağzı Mahallesinde kain 1806 ada 60 parsel sayılı 8921 metrekare yüzölçümlü taşınmazda davacılar ve davalı ... ile üçüncü kişiler kayden paydaş iken; davalı idareler arasında düzenlenen protokol gereğince, 2981 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi uyarınca yapılan kadastro uygulaması ile Yenice Mahallesi 3392 ada 32 sayılı ve 473.19 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ile dava konusu 3391 ada 2 sayılı 935.64 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ve başka taşınmazlar oluşturulmuş olup, bu uygulama ile davacılar 32 sayılı parselde paydaş kılınıp, 2 sayılı parsel ise müstakilen davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Bilahare, 2 sayılı parsel 3.8.2010 tarihinde kamulaştırma ile davalı ... Belediyesi adına tescil edilip, daha sonra da tevhit ve ifraz işlemlerine tabi tutularak çok sayıda parsel meydana getirilmiştir. Davacılar vekili, yapılan bu uygulama ile davacıların paylarına isabet eden miktarın azaltıldığını, davalı ...’e ise payına isabet eden miktarın yaklaşık iki katına tekabül edecek miktarlı taşınmaz verildiğini, davalı idarelerin bu yanlışlıktan sorumlu olduklarını ileri sürerek; 3391 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’ün tapu kaydının davacıların azaltılan 191.23'er metrekareye isabet edecek oranda iptali ile davacılar adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 3391 ada 2 parsel sayılı taşınmazın; 1806 ada 60 parsel sayılı taşınmazda 2981 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi uyarınca yapılan kadastro uygulaması sonucu oluştuğu ve kadastro tutanağının 20.01.1995 tarihinde kesinleştiği; davalı ... adına kayıtlı iken kamulaştırma suretiyle davalı ... Belediyesi’ne geçtiği ve bilahare tevhit ve ifraz işlemlerine tabi tutularak çok sayıda parselin oluşturulduğu, eldeki davanın ise 31.01.2011 tarihinde açıldığı dosya kapsamıyla sabittir. 2981 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi “üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa veya arazilerde, kişilerin hisse miktarları ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak valilik veya belediyelerin talebi üzerine: 1- Henüz kadastrosu yapılmamış yerlerde, kadastro müdürlüklerince bu Kanunda belirtilen mülkiyet tespitine dair hükümler de uygulanarak,
2- Kadastrosu veya tapulaması tamamlanmış yerlerde ise bu Kanunla verilen yetkiler kadastro müdürlüklerince kullanılarak, Islah imar planlarının yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın: onayların alınmasına ve ilanların yapılmasına (askı ilanları hariç), komisyonların kurulmasına lüzum kalmaksızın 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri veya 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre hak sahipleri tespit veya yeniden tayin edilerek adlarına tescil edilir” şeklinde düzenlenmiş olup, somut olayda da yapılan işlem kadastro işlemidir. 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde “kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı” öngörülmüştür. O halde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle “davacı tarafın hak iddia ettiği taşınmaz kamulaştırılmış olduğundan tapu iptal ve tescil yönünde bir karar verilmesinin mümkün olmadığı, davacıların ancak bir tazminat davası açabilecekleri” şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, hükmün, gerekçesi açıklanan şekilde DÜZELTİLMEK suretiyle ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından, talep halinde peşin alınan harcının temyiz edenlere iadesine,
06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy