MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım Kadastrosu sırasında S. Zorlar Köyü çalışma alanında bulunan 141 ada 7 parsel sayılı 902,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... oğlu ...'nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., beyanlar hanesinde kimlik bilgilerinin yanlış yazıldığı iddiasına dayanarak Tapu Müdürlüğü aleyhine dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, Tapu Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki “bu taşınmaz ... oğlu ...'nın zilyetliğindedir.” şeklindeki ibarenin “Bu taşınmaz ... oğlu ...'nın zilyetliğindedir.” olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, Tapu Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davalı hakkında husumet nedeniyle ret kararı verilmekle beraber çekişmeli taşınmazın kullanıcısının davacı ... olduğu kanaati ile beyanlar hanesindeki kullanıcının baba adının ... olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. Dava 3402 sayılı kadastro kanununun Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı, tespit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına zilyetlik veya muhdesat şerhi bulunan kişi ya da kişilere aittir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.02.2010 gün 2010/7-70 Esas, 2010/86 Karar sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatlarının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK'nın 179/1. maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda Tapu Müdürlüğü'nün davalı gösterilmesinin ve Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gerekir. Dava, tutanağın beyanlar hanesine zilyedin baba adının düzeltilmesi istemi ile açılmış olup, davanın niteliğine göre, husumetin Hazine'ye yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece Tapu Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, dava edilmek istenenin aslında Tapu Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın sadece Tapu Müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılgı hali vardır. O halde Mahkemece temsilcide yanılma hali re'sen gözetilerek, davanın tespit maliki Hazine'ye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazine'ye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre mahkemece hem davalı ...'ne karşı açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilip, hem de davacının talebi doğrultusunda karar verilerek çelişki yaratılması, ayrıca Tapu Müdürlüğünü temsil eden Hazine vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.