MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ... vekili 13.07.2011 havale tarihli dava dilekçesinde; kadastro tespiti sırasında Gebe Köyünde bulunan ve müvekkili adına kayıtlı olan 101 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında eksik ölçüldüğü iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın makul sürede açılmadığı, dava konusu taşınmazın davacı tarafından kullanılmayıp babası ...’a ait olup babasının halen sağ olduğu, taşınmazın babasından davacıya intikal ettiğine dair bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan yolun tesciline ilişkindir. 3402 sayılı Yasa'nın 16. maddesi gereği yollar kadastro tespiti sırasında haritasında gösterilmekle yetinilir. Bu tip yerlerin komşu parselleri hakkında kadastro tespit tutanaklarının düzenlenmesi usulüne uygun olarak sürdürülen zilyetliği kesintiye uğratmaz. Dolayısıyla davacı kadastro tespiti öncesinden beri sürdürdüğü zilyetlik nedenine dayanarak adına tescil talebinde bulunabilir. 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde yalnızca hakkında tutanak düzenlenen taşınmazlarla ilgili olarak 10 yıllık hak düşürücü süre belirlenmiş olup, gerek 3402 sayılı Yasa'da, gerekse de 4721 sayılı Yasa'nın tescil hükümlerini düzenleyen maddelerinde, hakkında tutanak düzenlenmeyen ya da tespit harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi nedenlere dayanılarak dava açılmasını engelleyen ya da hak düşürücü süre belirleyen yasal düzenleme yoktur. Bu nedenle davanın makul süre içinde açılmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Ancak taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen tüm yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın davacının babası ...’a ait olduğunu ve Ahmet’in kullanımında olduğunu beyan etmişlerdir. Davacı vekili keşifte hazır bulunup beyanlara karşı bir diyeceğinin olmadığını belirttiğine, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyizde ileri sürülmesi halinde dikkate alınması mümkün bulunmadığına, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, temyiz karar harcı peşin yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına, 05.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy