MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tesis kadastrosu sırasında Sipahili Köyü çalışma alanında bulunan 174 ada 27 parsel sayılı 1310 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış, beyanlar hanesine taşınmazın ...’ın zilyetliğinde olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, kullanım kadastrosu sırasında yapılan güncelleme ile ... mirasçılarının kullanımında olduğu şerhi verilmiştir. Davacı ..., taşınmazın kendi kullanımında olduğu iddiası ile adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmazların bulunduğu yerde 1990 yılında yapılıp kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmış ve beyanlar hanesinde de ...’ın kullanımında olduğu şerhi verilmiş, kullanım kadastro çalışmaları yapıldığı sırada ise daha önce belirlenen kullanıcılar lehine güncelleme yapılması ile yetinilmiş ve güncelleme listeleri ilan edilmiş ve dava ilan süresi geçtikten sonra 18.10.2010 tarihinde açılmıştır. Buna göre dava kesinleşen kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindedir. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek 4. madde içeriğinde; bu şekilde yapılan tespitler hakkında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca askı ilan süresi geçirildikten sonra davacının Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde genel mahkemede açılan davası nedeniyle tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp, tarafların yasada belirtilen şekilde bir kullanımları olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy