MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında ... Beldesi çalışma alanında bulunan 154 ada 1 ve 3 parsel sayılı 1475,96 ve 869,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldıkları, çekişmeli 154 ada 1 parselin davalı ..., 154 ada 3 parselin ise davalı ...'in fiili kullanımlarında olduğu şerhi verilerek, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., kendi lehine zilyetlik şerhi verilen 154 ada 2 parsel sayılı 646,88 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, yüzölçümünün eksik tespit edildiği ve bu eksikliğin çekişmeli 154 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece verilen önceki tarihli hükmün, davalı tüm parseller hakkında sicil oluşturulması gereğine değinilerek bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 154 ada 3 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 17,37 metrekarelik bölümün ifrazı ile 154 ada 2 parsel sayılı taşınmaza tevhidine, tutanağın bu şekilde düzeltilmesine, 154 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kalan kısmının ise kullanıcısı davalı ... olarak tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ...'ın kullanıcısı olarak lehine şerh verilen 154 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte 154 ada 3 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen bölümün davacı tarafından kullanıldığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhi ve taşınmazların yüzölçümü düzeltilirken; dava konusu taşınmazların, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğunun belirtilmemiş olması ve taşınmazlar hakkında tescil hükmünün kurulmamış olması nedeniyle verilen hüküm infaza elverişli bulunmadığı gibi; önceki tarihli bozma ilamı gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yönünden usuli müktesep hak oluşur ve bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamında da belirtildiği halde, askı ilan süresi içinde 154 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava açıldığı halde bu parsele yönelik sicil oluşturacak şekilde bir hüküm kurulmamış; davacı lehine kullanıcı şerhi bulunan 154 ada 2 parsel sayılı taşınmaza, 154 ada 3 parselin (A) harfi ile gösterilen bölümü eklendikten sonraki durumda oluşacak yeni yüzölçümlerinin açıkça gösterilmek suretiyle Hazine adına tesciline de karar verilmediği gibi, infazda kuşku yaratacak şekilde 154 ada 3 parselin kullanıcısı davalı ... olarak tespit gibi tescile karar verilmesi isabetsizdir. O halde; Kadastro hakimi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca hiçbir tereddüte yer bırakmayacak ve dava konusu taşınmazlar hakkında doğru sicil oluşturacak şekilde infazı kabil bir karar vermek zorunda olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesine aykırı olacak şekilde sicil oluşturulmaksızın hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 17.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy