MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Çelebibağı Mahallesi çalışma alanında bulunan 2372 parsel sayılı 22838,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacı ... ve müşterekleri adına, 2374 parsel sayılı 10112,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ... ve müşterekleri adına tescil edilmiş, davacılar ... ve ... vekilinin, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesine dayanarak yaptığı teknik hataların düzeltilmesi talebi Kadastro Müdürlüğünce reddedilmiştir. Davacılar vekili, 2372 ve 2374 parseller hakkında DSİ tarafından yapılan sulama kanalının ifraz işlemleri sırasında ... Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan tersimat hatasının düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, yargı yolunun caiz olması olumlu dava şartı olmakla davanın usulden reddine, davacının idari yargıda işlemin iptali yönünde dava açma konusunda muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar tarafından yapılan başvuru sonucunda Kadastro Müdürlüğünce düzeltme yapılamayacağı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir. Davacı ... ve ... vekili bu karara karşı dava açmışlardır. Mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevinin ancak talep üzerine veya re'sen Kadastro Müdürlüğünce yapılan bir düzeltme çalışması bulunması halinde söz konusu olabileceği, talebin değerlendirilmesinin mahkemenin görevi dışında kaldığı, idari eylem ve işlemlere karşı idari yargı yerlerinde dava açılabileceği gerekçesi ile yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilmiştir. Her ne kadar anılan madde hükmünde düzeltme işlemine karşı tebliğden itibaren 30 günlük sürede Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği, dava açılmadığında yapılan düzeltme işleminin kesinleşeceği belirtilmiş ise de, kesinleşen işleme karşı ya da düzeltme talebinin reddine karşı dava açılmasını engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca idari işlem basamakları tüketildikten sonra genel mahkemelerde de dava açma olanağı bulunduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca dava konusunun malvarlığı hakkına ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. O halde mahkemece görevsizlik kararı verilerek karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı ... ve ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz karar harcı peşin yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına, 12.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.