MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "taşınmazın öncesinin davacı tarafa aidiyetinin tartışmasız olduğu, uyuşmazlığın ev yeri olarak bağışlanan yer haricindeki kısımlara yönelik bulunduğu belirtilerek; davacı tarafa tanık dahil tüm delillerini bildirmesi için süre verilmesi, delillerini bildirdiği taktirde taşınmazın bulunduğu yerde yaşlı ve yansız kimseler arasından seçilecek mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, davalıya ne kadar yerin bağışlandığı konularının açıklığa kavuşturulması, bu husus netleşmediği taktirde mahalli örf ve adete göre davalı yana verilen ev yerinin miktarı ile zorunlu kullanım alanının tespit edilmeye çalışılması, fen bilirkişisine keşfi izlemeye imkan verir şekilde rapor ve harita düzenlettirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın öncesinde kimsenin tasarrufunda bulunmayan sahipsiz bir taşınmaz olduğu, 1985 yılında davalının zeminde görülen betonarme evi inşa ettiği, davacı ve murisinin taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı ..., kendisine ait 101 ada 149 parsel sayılı taşınmaza komşu olan çekişmeli 101 ada 154 parsel sayılı taşınmazın öncesinin de kendisine ait olduğunu, bir bölümünün ev yeri olarak davalıya bağışlandığını, ancak kadastro sonucu tamamının davalı adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın bir bölümü hakkında tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş; davalı ise taşınmazın kendisi tarafından imar ve ihya edildiğini savunmuştur. Mahkemenin, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı ve murislerinin 20 yılı aşkın ekonomik amaca uygun zilyetliklerinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 101 ada 154 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen toplam 1.111,31 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ilişkin önceki tarihli kararı, davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen ilamı ile bozulmuştur. Davacı, temyiz dilekçesinde, önceki bozma ilamı ile oluşan kazanılmış hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de; bozma ilamında "taşınmazın öncesinin davacıya ait olduğunun tartışmasız olduğu" şeklinde bir ifade yer almakla beraber, ilamın devamında, ev yeri dışındaki bölümün öncesinin kime ait olduğunun belirlenmesi için inceleme ve araştırma yapılması gereğine değinilmiştir. Karar bütünü ile ele alındığında, tartışmasız olan hususun "davacının da davalıya aidiyetini kabul ettiği ev yerinden" ibaret bulunduğu; kararda, taşınmazın ev yeri olarak bağışlandığı iddia edilen bölümünün miktarının ne olduğu, mülkiyetinin davalıya ait olduğu kabul edilen bu bölümün davacının bağışı sureti ile mi davalıya intikal ettiği, taşınmazın geriye kalan kısımlarının öncesinin kime ait bulunduğu hususlarının tartışmalı olduğu açıklanarak bu yönde araştırma yapılmasına işaret edildiği dikkate alındığında, kararda yer alan cümlenin ifade hususunda maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılmakta olup; maddi hataya dayalı bu ifadenin davacı taraf yönünden kazanılmış hak oluşturması mümkün değildir. Ancak, mahkemece, bozma öncesi keşifte alınan yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bozma ilamı sonrası yapılan keşifte alınan beyanlar arasında çelişki bulunduğu halde, bu çelişkilerin giderilmesine çalışılmamış, hangi beyana neden üstünlük tanındığı açıklanmamıştır. Birbiri ile çelişen beyanlara itibar edilerek karar verilemez. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde, bozma öncesi ve sonrası yapılan keşiflerde dinlenmiş yerel bilirkişi ve tanıkların katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi karşısında taraflardan, çekişmeli taşınmaza ait kadastro tutanağında adları yazılı bulunan tespit bilirkişilerini tanık olarak dinletmek isteyip istemedikleri konusunda beyanları alınmalı ve gerektiğinde bu kişiler de tanık olarak dinlenmek üzere keşifte hazır bulundurulmalıdır. Mahallinde yapılacak keşif sırasında çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, ilk kez kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ve ne surette intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından ne kadar süreyle ne olarak kullanıldığı, öncesinde davacı ve murislerinin zilyetliğinin bulunup bulunmadığı, taşınmazın öncesi davacı tarafa aitse ev yeri olarak bağışlanan bölümün neresi olduğu, bağışlanan yerin miktarı tam olarak bilinemiyorsa mahalli örfe göre ne kadar olabileceği hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, önceki beyanlarla yeni alınan beyanlar arasında ya da bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişki bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, keşifte hazır bulundurulacak fen bilirkişisinden yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen yerleri düzenleyeceği haritada işaretlemek suretiyle keşfi izlemeye imkan verecek şekilde rapor ve harita tanzim etmesi istenmelidir. Bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeye çalışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.