MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı Hazine vekili; 1482 (3033) sayılı parsel olarak ... Büyükşehir Belediyesi adına ihdasen tescil edilen taşınmazın 1.398,74 metrekarelik kısmının, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve adı geçen Belediyece yapılan imar uygulaması sonucu kamu alanında kullanılmak üzere terkin edildiğini; bu ihdas parselinin anılan miktarı üzerine de 4734 ada 2 ve 3 sayılı imar parsellerinin oluşturulduğunu; ancak, belirtilen şuyulandırma işleminin idari yargı yerinde iptal edildiğini ve imar parsellerinin tapu kayıtlarının yolsuz tescil hükmünde olduklarını ileri sürerek; 1482 (3033) sayılı kök parselin kadastro sınırları içinde imarla oluşturulan 4734 ada 2 ve 3 sayılı imar parsellerinin 1398.74 metrekarelik binmeli alana isabet eden kısmının iptali ve Hazine adına tesciliyle tapu kayıtlarının eski hale iadesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda “davanın reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine vekili; çekişmeli yerin, öncesinde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu halde, ... Büyükşehir Belediyesi adına ihdas suretiyle tescil edilerek, adı geçen Belediyece yapılan imar uygulaması sonucunda da tamamının kamuda kullanılmak üzere terkin edildiğini, bilahare anılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmiş olup, böylece imar parsellerinin sicil kayıtlarının yolsuz tescil durumuna düştüklerini ileri sürerek tapu iptal ve Hazine adına tescil ile kayıtların eski hale iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, “dava konusu taşınmazın ... Belediyesi’nin 38 nolu imar uygulaması sonucu oluşturulmuş tescil harici alandan ihdas edilerek Hazine adına tescili yapılan yer olup, kadastro kök parseli olmadığı, 38 nolu imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli ve elverişli olduğu söylenemeyeceği gibi, yapılan değerlendirme ve irdeleme de isabetsizdir. Bilindiği üzere; imar uygulamasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın ise iptali ile kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Öte yandan; çekişmeli taşınmazın Belediye sınırları içerisinde ve kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yer olduğunun belirlenmesi halinde, 1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Yasa'nın 3/2. maddesinde öngörülen Belediyeye devri gerekli taşınmazlardan olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasının gerektiği; 775 sayılı Yasa'nın 3. maddesi her ne kadar 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı Yasa ile iptal edilmiş ise de; iptal kararının bu tarihten önce doğmuş olan haklara etkili olmayacağı, bir başka ifadeyle kazanılmış hakkın korunması gerekeceği açıktır. Diğer taraftan; kapanmış yollar bakımından da, 3194 sayılı Yasa'nın 17. maddesi hükmü uyarınca Belediye adına tescilin öngörüldüğü ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesi hükmünün de kapanmış yolların içinde bulunduğu tüzel kişi adına tescili gerektiğini düzenlediği tartışmasızdır. Somut olaya gelince; dava konusu 1482 sayılı parselin, ... Belediyesi tarafından 1998 yılında yapılan imar uygulamalarından sonra davalı ... Belediyesi tarafından ihdas edilerek imar uygulamasına tabi tutulduğu, Büyükşehir Belediyesi’nin şuyulandırma işleminin idari yargı yerinde iptal edildiği dosya kapsamıyla sabittir. Yine, ... Belediyesi’nin 38 nolu düzenleme bölgesinde yaptığı imar uygulamasının davacı Hazine bakımından iptal edilmediği, başka bir ifadeyle hukuki geçerliliğini koruduğu, 37 nolu düzenleme bölgesinde gerçekleştirilen parselasyon işleminin ise idari yargı tarafından iptal edildiği bilinmektedir. Ne var ki, mahkemece, çekişmeli taşınmazın imar uygulaması öncesindeki niteliği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmamıştır. Mahkemece yapılan uygulama sonucu alınan fen bilirkişinin raporu hükme elverişli ve yeterli olmadığı gibi, kendi içerisinde çelişkilidir. Bilirkişice; çekişmeli taşınmazın, ... Belediyesi tarafından yapılan 38 nolu düzenleme kapsamında tescil harici alandan ihdas edildiği belirtilmesine rağmen, 58 sayılı kadastral parselde kalan kısmı bildirilmiş, diğer taraftan 38 nolu uygulamada tamamının yolda kaldığı yönünde açıklama yapılmıştır. Öte yandan, dava konusu 1482 (3033) sayılı parselin ihdas beyannamesinde “58 sayılı parselin terkinden ihdas edildiği belirtilmekte olup, çelişkiler giderilmemiş; dava konusu taşınmazın hangi imar uygulamalarına tabi tutulduğu, ... Belediyesi’nin şuyulandırması öncesi niteliği ile bu uygulama sırasında ihdas edilip edilmediği ve ihdas edilmişse hangi parsel olarak kimin adına tescil edildiği ve ayrıca uygulama sonucu akıbeti, yine ... Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan imar uygulamasından önceki vasfı, başka bir deyişle hangi nitelikteyken ... Büyükşehir Belediyesi adına ihdas edildiği net bir biçimde saptanmamış ve Hazine ile ilgisinin bulunup bulunmadığı hususu üzerinde de durulmamıştır. O halde, değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, tarafların tüm delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı Hazine vekili ile davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalıya iadesine,
06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy