MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 119 ada 82 parsel sayılı 4.097.649.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın...'şer payı davalı ... ile diğer davalıların murisi..., diğer payları dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare muris...'nin payı mirasçıları olan davalılar ... ve arkadaşları adına 9150/677000 paylı olarak intikal etmiş, davalı ... de payını dava dışı 3. kişi ...'a kayden satmıştır. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak öncelikle taşınmazın davalılar adına tespitine esas alınan satış senedinin sahte olduğu gerekçesiyle, bunun mümkün olmaması halinde muris muvazaasına dayalı olarak davalı ...'a ait ve muris...'den gelen paylara ait tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların davalarını ispatlayamadıkları gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Davacılar, taşınmazın 18300/169250 payının kök muris ...'ye ait iken davalılara intikalini sağlayan ve tespite esas alınan 23.03.1977 tarihli satış senedinin sahte olduğunu, imzanın murise ait olmadığını ileri sürmekte ve davalılar adına oluşan tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tescilini istemektedirler. Davalılar ise satışın usulüne uygun şekilde yapıldığını savunmaktadırlar. Başka bir anlatımla çekişmeli taşınmazın 18300/169250 payının öncesinin tarafların ortak kök murisi ...'ye ait olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık murisin payını davalı tarafa satıp satmadığı, satışın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Ne var ki; mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. O halde öncelikle davalılardan tutundukları 23.03.1977 tarihli satış senedinin aslı kendilerinden istenilmeli, aslı ibraz edildiği takdirde senedin sahte olup olmadığı, imzanın murisin eli ürünü olup olmadığı usulüne uygun şekilde incelettirilmeli, senette adı geçen senet tanıklarının sağ olup olmadıkları nüfus kayıtları ile belirlenerek sağ olduklarının anlaşılması halinde senet ve satım olayı hakkında bilgi ve görgüleri sorulmalı, harici satışın her türlü delille kanıtlanabileceği düşünülmeli, mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslardan seçilecek yerel bilirkişiler ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ayrı ayrı dinlenilip bu şahıslardan, çekişmeli taşınmazda kök muris ... ve muristen pay satın alan ve zilyetliği devralan davalılar tarafından kullanılan yer olup olmadığı taşınmazın kim tarafından ne suretle ne zamandır kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişilerin gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmelidir. Diğer yandan 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçısının olması halinde miras bırakandan intikal eden pay için iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu kuşkusuzdur. Davacılar ile davalılardan Selçuk, Hakan, Sibel ve ... muris ...'nin mirasçıları olup, davalı ... ise üçüncü kişi konumundadır. Davacıların davalı ...'a karşı miras paylarına yönelik olarak dava açmaları hukuken mümkün değildir. Ayrıca davalılardan ... payını, dava açılmadan önce 3. kişi olan ve davada taraf olmayan ...'a kayden sattığına göre davada adı geçenin husumet ehliyeti de bulunmamaktadır. Davacılar, davayı tereke adına açmadıklarına göre diğer mirasçıların muvafakatinin alınması ya da miras şirketine mümessil tayin edilmesi yoluyla da davaya devam edilmesi de mümkün değildir. Hal böyle olunca, davalılardan ... ve ...'ye karşı açılan davanın husumet nedeniyle redine karar verilmesi, diğer davalılara karşı açılan dava da ise yukarıda sözü edilen şekilde araştırma ve inceleme yapılarak toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve var olan delillerin de takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 06.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy