MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı Hazine vekili; Kabasakal Köyünde davalı ... Belediyesinin 37 nolu düzenleme bölgesinde imar uygulaması yaptığını ve kapanan yollardan ihdasen adı geçen belediye adına oluşturulan 1024 (52) sayılı kök parselin 5565 ada 1 sayılı imar parseline tahsis edildiğini; bilahare ... Büyükşehir Belediyesi tarafından da aynı bölge imar düzenlemesine tabi tutularak 5575 ada 5 sayılı imar parselinin meydana getirildiğini; oysa kapanan yollardan ihdas edilen parsellerin, belediye adına tescilden önce düzenleme ortaklık payı hesabına katılması gerekirken, bu husus yerine getirilmeyerek özel mülkiyete konu edildiğini, böylece Hazine ve başkalarına ait taşınmazlardan fazla düzenleme ortaklık payı kesilmesine neden olunduğunu, anılan imar uygulamalarının da belirtilen sebepler gerekçe gösterilerek idari yargı yerinde iptal edildiklerini ileri sürerek; 5575 ada 5 sayılı imar parselinin, 1024 (52) sayılı kök parsele denk gelen 232 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile eski hale iade istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı ... İlçe Belediyesi açısından açılan davada karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer davalılar yönünden davasının kabulü ile, ... İli, Kabasakal Köyü, 1024 (52) kök parselin ihyasına, ihya edilen parselin Hazine adına tapuya tesciline, imar düzenlemesi sonucu oluşan aynı köy 5575 ada, 5 nolu parselin tapusunun iptaline karar verilmiş; hüküm, dahili davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar uygulamasının iptalinden kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden ve özellikle yapılan uygulama sonucu alınan bilirkişi raporlarından, çekişme konusu 1024 parsel sayılı taşınmazın kapanan yolların ihdasından davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bu husus davacının da kabulündedir. Bilindiği gibi, bu nitelikteki yerlerin 3194 sayılı Yasa'nın 17. maddesi hükmü uyarınca Belediye adına tescili öngörülmüş ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesi hükmü de kapanmış yolların içinde bulunduğu tüzel kişi adına tescili gerektiğini düzenlemiştir. O halde; eldeki davada, dava konusu taşınmazın anılan yasal düzenlemeler uyarınca kapanan yoldan ihdasen ... Belediyesi adına sicil kaydının oluşması nedeniyle,imar uygulaması öncesinde Hazinenin mülkiyet hakkı yoktur. Hal böyle olunca, Hazinenin çekişmeli taşınmaz da mülkiyet ilişkisi bulunmadığından son imar uygulaması sonucu oluşmuş tapu kaydının iptalini isteyemeyeceği gözetilerek davacı Hazine tarafından açılmış davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan; davada iptal edilen idari işlemleri yapanlardan ... Büyükşehir Belediyesi’ne husumet yöneltilmemiş; bilahare ... Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilmiştir. Bilindiği üzere; bir hakiki ya da hükmi şahsa dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesine ve hakkında hüküm kurulmasına olanak yoktur. Öyleyse, idari işlemleri yapanlardan ... Büyükşehir Belediyesi hakkında usulüne uygun dava açılmadığı gözetilmeksizin, davaya dahil edilerek harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, kabule göre; davada kadastral parselin ihyası ve tescil isteğinde bulunulmayıp, sadece tapu iptali talebinde bulunulduğu gözetilmeksizin istek aşılmak suretiyle ihya ve Hazine adına tescile hükmedilmesi ve bu durumda dahi 1024 sayılı parselin imar uygulamaları ile sınırları üzerinde oluşturulan imar parselinin tapu kaydı getirtilerek taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığının denetlenmemesi ve ayrıca 1024 sayılı ihdas parselinin şuyulandırmalar sonucunda 5575 ada 5 parsel sayılı taşınmaza pay olarak gittiği dikkate alınmadan 5575 ada 5 sayılı imar parselinin tamamının iptaline karar verilmesi ve de taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunması nedeniyle hüküm altına alınması gereken karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy