MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı Hazine vekili; Kabasakal Köyünde davalı ... Belediyesinin 37 nolu düzenleme bölgesinde imar uygulaması yaptığını ve kapanan yollardan ihdasen adı geçen belediye adına oluşturulan 973 (1) sayılı kök parselin 4966 ada 2 ve 4 sayılı imar parsellerine tahsis edildiğini; bilahare ... Büyükşehir Belediyesi tarafından da aynı bölge imar düzenlemesine tabi tutularak 4966 ada 11 ve 14 sayılı imar parsellerinin meydana getirildiğini; oysa kapanan yollardan ihdas edilen parsellerin, belediye adına tescilden önce düzenleme ortaklık payı hesabına katılması gerekirken, bu husus yerine getirilmeyerek özel mülkiyete konu edildiğini, böylece Hazine ve başkalarına ait taşınmazlardan fazla düzenleme ortaklık payı kesilmesine neden olunduğunu, anılan imar uygulamalarının da belirtilen sebepler gerekçe gösterilerek idari yargı yerinde iptal edildiklerini ileri sürerek; geldisi kapanan yollardan ihdasen oluşan 4966 ada 11 ve 14 sayılı parsellerin, 973 (1) sayılı kök parsele denk gelen 460 m2'lik kısmının tapusunun iptali istemiyle dava açmış; davalı ... mirasçılarına karşı açtığı birleşen davasında ise, tapu iptali yanında Hazine adına tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda “davacının davalı ... aleyhine açtığı davada yasal zorunluluk nedeniyle taraf sıfatı kalmayan ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile ... İli ... İlçesi Kabasakal Köyü 973 (1) kök parselin bilirkişilerin 18.01.2009 tarihli raporuna göre 460 m2'lik kısmı tescil harici ... Belediyesine tescil edilmiş ise de taşınmaz parselin imar öncesi kadastral hak durumuna dönülerek tapusunun iptali ile sözü edilen Kabasakal Köyü 4966 ada 11 ve 14 parsel nolu taşınmazların 973 (1) kök parsele denk gelen 460 m2 lik kısmının tapusunun iptali ile Hazine adına ihyasına” karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı ... ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, imar uygulamasının iptalinden kaynaklanan tapu iptali, birleşen dava ise, tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden ve özellik yapılan uygulama sonucu alınan bilirkişi raporlarından, çekişme konusu 973 parsel sayılı taşınmazın, kapanan kadastro yolunun ihdasından davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, bu husus davacının da kabulündedir. Bilindiği gibi, bu nitelikteki yerlerin 3194 sayılı Yasanın 17. maddesi hükmü uyarınca Belediye adına tescili öngörülmüş ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesi hükmü de kapanmış yolların içinde bulunduğu tüzel kişi adına tescili gerektiğini düzenlemiştir. O halde; eldeki davada, dava konusu taşınmazın anılan yasal düzenlemeler uyarınca kapanan yoldan ihdasen ... Belediyesi adına sicil kaydının oluşması nedeniyle, imar uygulaması öncesinde Hazinenin mülkiyet hakkı yoktur. Hal böyle olunca, Hazinenin çekişmeli taşınmazla mülkiyet ilişkisi bulunmadığından son imar uygulaması sonucu oluşmuş tapu kayıtlarının iptalini isteyemeyeceği gözetilerek davacı Hazine tarafından açılmış asıl ve birleşen davaların reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de; asıl davada kadastral parselin ihyası isteğinde bulunulmayıp, tapu iptali talep edildiği halde istek aşılmak suretiyle ihyaya hükmedilmesi ve bu durumda dahi 973 sayılı parselin imar uygulamaları ile sınırları üzerinde oluşturulan imar parsellerinin tapu kayıtları getirtilerek taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığının denetlenmemesi ve de yapılan şuyulandırmalar sonucunda çekişmeli 4966 ada 11 ve 14 sayılı imar parsellerinin 973 sayılı ihdas parselinin sınırları üzerinde kalmadıkları halde ihdas parseli yüzölçümü kadar tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına ihya yönünde hüküm kurulması; öte yandan taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunduğuna göre, hüküm altına alınması gereken karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy