MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu 1126 parsel sayılı 2440 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hükmen Hazine adına tescil edilmiş, daha sonra satın alma nedeniyle davacı ...'ye intikal etmiştir. Davacının, taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesi istemi ile yaptığı başvuru üzerine Kadastro Müdürlüğünce taşınmazın tapu kaydının hükmen oluşması nedeniyle yüzölçümünün düzeltilemeyeceği, ancak hatanın mahkeme kararı ile düzeltilebileceğine karar verilmiş, davacı tarafından taşınmazın gerçek yüzölçümünün 2918,60 metrekare olduğu iddiasıyla yüzölçümünün düzeltilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın yüzölçümünün 2918,60 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda Kadastro Müdürlüğünün kararı ile davaya konu 1126 sayılı parselde düzeltme yapılamayacağı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir. Davacı bu karara karşı tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince uyuşmazlığın Kadastro Kanunu'nun 41. madde kapsamında çözümlenmesi gerektiği ve anılan madde uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, karar Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar Kadastro Kanunu'nun 41. madde hükmünde düzeltme işlemine karşı tebliğden itibaren 30 günlük sürede Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği, dava açılmadığında yapılan düzeltme işleminin kesinleşeceği belirtilmiş ise de, kesinleşen işleme karşı ya da düzeltme talebinin reddine karşı dava açılmasını engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca idari işlem basamakları tüketildikten sonra genel mahkemelerde dava açma olanağı bulunduğunun kabulü gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca dava konusunun mal varlığı hakkına ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. O halde mahkemece görevsizlik kararı verilerek karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy