MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı; kayden maliki olduğu 104 ada 99 parsel sayılı taşınmazın Belediyece 09.08.2006 tarih ve 36 sayılı Encümen kararıyla yapılan imar uygulaması sonucunda 262 ada 4 sayılı imar parseline dönüştüğünü ve davalıların da paydaş hale geldiğini, bu uygulamanın usul ve yasalara aykırı olup, mağduriyetine neden olduğunu, bilahare ... Belediyesinin 21.05.2008 gün ve 26 sayılı Encümen kararıyla önceki karardan dönülmesine karar verilmişse de bu kararın uygulanmadığını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda “davanın reddine” karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacının kayden maliki olduğu 104 ada 99 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulamasının iptali ile buna bağlı olarak kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil istekleriyle açılmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, idari işlemin iptaline yönelik istemin idareyi ve idari yargıyı ilgilendirdiği tartışmasızdır. Diğer taraftan 104 ada 99 sayılı parselin imar düzenlemesi ile oluşturulan dava konusu 262 ada 4 sayılı imar parselinin dayanağı idari işlem olup, bu idari işlem hukuki geçerliliğini koruduğu sürece tapu iptal ve tescil davasının dinlenme olanağı bulunmadığı, ancak anılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmesi halinde çekişmeli imar parselinin sicil kaydının illetten yoksun hale geleceği ve yolsuz tescil durumuna düşeceği ve bu durumda kadastral parselin ihyasına hükmedilmesi gerekeceği ve tapu iptali ile tescil taleplerinin tapu sicillerine yönelik olup, bu tür davaların görülme yerinin de Adli Yargı olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; imar uygulamasının iptaline yönelik davanın, kadastral parselin ihyası davasından ayrılarak ayrı esasa kaydedilmesi ve yargı yolu yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi; kadastral parselin ihyası isteği bakımından da, ayrılan ve idari yargının görevli olduğu idari işlemin iptali davasının sonucunun beklenmesi ve o davada verilecek kararın kesinleşmesinden sonra neticesine göre soruşturma ve irdeleme yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.