MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda ... Köyü çalışma alanında bulunan 223 ada 2 parsel sayılı 10471,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek çalılık niteliği ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın tamamı 1.047.176 pay kabul edilerek 513.270/1.047.176 payının davacı, 533.906/1.047.176 payının davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın dava konusu edilen ve (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi olduğu, davacı yararına edinme koşullarının gerçekleştiği, ancak taşınmazın imar kanunu hükümlerine göre ifrazının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve paylı hale getirilerek davacı ve davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dava, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik olup hisselendirme yapılması ve 3194 sayılı Kanun hükümlerine tabi tutulması hatalıdır. Dava konusu taşınmaz köy sınırları içerisinde olup mahkemece imar uygulamasına konu olup olmadığı araştırılmadığı gibi, dosyada taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Dava, kadastro tespitinden önceki zilyetliğe dayalı olarak açıldığı ve tespit tarihindeki hukuki durum belirlenerek tapu kaydının oluşumundaki hatanın giderilmesi amaçlandığına göre gerek 3194 sayılı İmar Kanunu gerekse 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun hükümlerinin uygulama yeri bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15/son maddesinde “Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların, imar plânı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlarına göre tespitinin yapılacağı” öngörüldüğüne göre fiilen oluşmuş sınırlara değer verilmesi zorunludur. Karar bu yönü itibari ile hatalı olduğu gibi esasen iktisap koşullarının değerlendirilmesi ve taşınmazın niteliğinin tespiti açısından yapılan araştırma ve inceleme de yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarında taşınmazın (A) bölümünün tamamının ekilip sürüldüğü, sonradan yol açılması nedeni ile bir kısmının kot farkı nedeni ile ekilemediği ve fidan dikildiği belirtilmiş olmasına rağmen zirai bilirkişi raporunda taşınmazın 200 m2 kadar bir bölümünün eğiminin çok fazla olması nedeni ile işleme imkanının bulunmadığı ve içerisinde taşlar bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilemeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle, tespit tarihinden 20-25 yıl öncesine ait en yakın 1986 yılı olmak üzere birbirine yakın tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı'ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır. jeodezi ve fotogrametri uzmanına yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın tamamı üzerinde ekonomik amaca uygun şekilde zilyetlik bulunup bulunmadığını, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, niteliğini açıklar nitelikte, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekili ile davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 20.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy