MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu ... Beldesi ... ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 141 ada 26, 32 ve 142 ada 24 parsel sayılı 2482,54, 2446,45 ve 8105,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacılar ... ve arkadaşları ile davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar Adile (Dinç) Demir ve arkadaşları, dava konusu taşınmazları babaları ...’in 3. kişilerden satın aldığı, davalı ...’ın çekişmeli taşınmazlarda hiçbir hakkı olmadığı iddiasıyla, tapu kayıtlarındaki davalı ...’ın payının iptali istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacılar, çekişmeli taşınmazların babaları ... tarafından üçüncü kişiden satın alındığını ileri sürmüş; davalı ..., o tarihte yurtdışında bulunduğunu, dava konusu taşınmazların, gönderdiği para ile davacıların babası da olan kardeşi ölü ... tarafından köy senetleri ile kendisi için satın alındığını savunmuştur. Mahkemece, senedin düzenlendiği tarihte yörede bulunmayan davalı ...'ın ölü kardeşi ...'e güvenerek aslında alıcı kendisi olduğu halde senedin kardeşi ölü ... adına düzenlenmesine razı olduğu, bu davranışın yörenin adetlerine uygun bir davranış biçimi olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların öncesinin üçüncü kişiye ait olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, senetlerde alıcı olarak görünen ... tarafından kendi adına mı yoksa davalı ...'ın iddia ettiği gibi yurtdışından gönderdiği para ile Hasan adına mı satın alındığı noktasında toplanmaktadır. Ne varki Mahkemece bu husus yeterince açıklığa kavuşturulmadan mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının soyut içerikli beyanlarına göre hüküm kurulmuş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmazların, davacıların murisi ... tarafından kendi adına mı yoksa davalı ... adına mı satın alındığı, satış bedellerinin kim tarafından satıcı üçüncü kişiye ödendiği, taşınmazların davacıların murisi ... tarafından davalının izni ile mi yoksa malik sıfatı ile mi kullanıldığı hususları sorularak ayrıntılı beyanları alınmalı ve bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy