MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 294 ada 7 parsel sayılı 26.349.63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., kendi adına tespit ve tescil edilen 297 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davalıya ait taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 5578 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca taşınmazın yüzölçümünün iki hektarın altına düşemeyeceği, davacının talep ettiği bölümün çekişmeli taşınmazdan ifraz edilmesi halinde çekişmeli taşınmazın yüzölçümünün 2 hektarın altına düşeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosyanın kapsamına ve davanın niteliğine uygun düşmemiştir. Davacı, kadastro tespitinden önceki sebeplere dayalı olarak kendi adına tespit ve tescil edilen 297 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davalıya ait taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Yapılan keşif sonucunda davalı 264 ada 7 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişisi ...tarafından hazırlanan 12.10.2012 havale tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 8417.76 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacıya ait taşınmazın devamı niteliğinde olduğu belirtilmiş, davalı ... de bilirkişi raporuna karşı bir diyeceğinin olmadığını bildirmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan düzenlemelere göre kadastronun amacının taşınmaz malların sınırlarının ve yüzölçümlerinin gerçeğe uygun olarak sicile yansıtılması ve harita üzerinde belirlenmesi olduğu dikkate alındığında 5578 sayılı yasadaki kısıtlamaların mülkiyetin tesisi, doğmuş olan mülkiyet hakkının açıklanması niteliğindeki tescil aşamasında değil, mülkiyetin oluşumundan sonra yapılacak ifrazlarda uygulanmasının mümkün olacağı kuşkusuzdur. Davacı, kadastro tespitinden önceki sebeplere dayalı olarak eldeki davayı açtığına ve mülkiyet hakkının kadastro ile hatalı oluşturulduğunu iddia ettiğine, iddia ettiği bölümün kendi taşınmazının devamı niteliğinde bulunduğu belirlendiğine göre mahkemece davanın kabulüne, uzman fen bilirkişisi ...tarafından hazırlanan 12.10.2012 havale tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 8417.76 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy