MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Kayabeyi Köyü çalışma alanında bulunan 122 ada 225 parsel sayılı 41.000,30 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle ve ham toprak vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın aktif husumet eksikliği nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ..., taşınmazın yaklaşık 10 dönümünün adına tescili istemiyle dava açmış; tahkikat aşamasındaki ilk duruşmada, dava konusu taşınmaz bölümünün, miras bırakan babasından kaldığını ileri sürerek, bu bölümün miras bırakanın tüm mirasçılar adına tescili talebinde bulunmuştur. Davalı ... vekili tarafından, iddia ve hukuki sebebin değiştirilmesine karşı çıkılmadığı gibi davacının tek başına, ancak tüm mirasçılar adına dava açtığı ileri sürülmekle yetinilmiş ve aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Gerçekten de, 6100 sayılı HMK'nun 51 ve 114/1-d maddeleri uyarınca “dava ehliyeti” bir dava şartı olarak benimsenmiştir. Öte yandan 03.03.1993 tarih, 773/82 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da; dava şartlarının davanın açıldığı tarihten, hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamalar karşısında şüphesiz hakim, davanın başında dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden (re'sen ) araştırmak zorundadır. Ne var ki; dava açılırken bulunmayan dava şartının yargılama sırasında tamamlanması halinde, 6100 sayılı HMK’nun 30. maddesi uyarınca usul ekonomisi yönünden davanın, esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği de gerek doktrinde gerekse Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Aynı doğrultuda, 6100 sayılı HMK’nun “dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/2. maddesi “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” hükmünü içermekte olup anılan maddeye göre, dava şartı noksanlığının ./...
2013/4019 - 3801 Sayfa: 2
giderilmesi mümkün ise usul ekonomisine de paralel olarak; hakimin, usulden red kararı vermeden önce, eksikliğin tamamlanması için ilgilisine süre vermesi gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Somut olaya gelince; davacının, babası ...'dan gelen miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmakta hukuki yararı bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tek başına ve kendi adına tescil istemiyle açtığı davanın tahkikat aşamasında, miras bırakanının tüm mirasçıları adına tescili isteminde bulunmuştur. Başka bir deyişle, dava açarken bulunmayan aktif dava ehliyeti noksanlığı, yargılama sırasında ortaya çıkmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesine göre; tereke adına açılıp takip edilen davaları, ya tüm mirasçıların birlikte açmaları, ya da tüm mirasçıların açılan davaya muvafakatlarının sağlanması veya terekeye mümessil tayin edilerek davanın sürdürülmesi zorunludur. O halde davacıya, miras bırakan ...'ın diğer mirasçılarının davaya muvafakatlarının sağlanması ya da ... terekesine mümessil atanması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması için 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca makul bir süre tanınmalı, taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan nedenle davacı ...'nun temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 16.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
...