MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi ve hüküm tarihine nazaran uyuşmazlığa konu teşkil eden taşınmazın değerinin belirlenen miktarı aşmaması nedeniyle duruşma isteminin reddi ile, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında... Köyü 108 ada 2 parsel sayılı 14.199,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "davanın kısmen kabulü ile 2942,43 m2 mesahalı yerin tapu kaydının 108 ada 2 parselden ifrazen son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 2942.43 m2'lik kısmı yönünden davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, taşınmazın niteliği ve kullanım durumunun tespiti bakımından yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın öncesinin aktif dere yatağında veya derenin etkisi altında kalan alanda bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, taşınmazın hangi bölümü üzerinde hangi nedenle kesintiye uğradığı, taşınmazın önceden devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden mi yoksa kadim tarım arazisi mi olduğu hususlarında alınan ziraatçi bilirkişi raporları ile jeoloji mühendisi bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Ayrıca davacı yönünden belgesiz araştırması yapılmadığı gibi, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilerek tanık beyanları da denetlenmemiştir. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için; komşu parsellerin kadastro tutanakları ve varsa dayanak kayıt ve belgeleri ile dava konusu taşınmaza ilişkin tespit tarihinden önceki 20 yılı kapsayacak şekilde 5’er yıllık periyotlarla çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları getirtilerek, taşınmaz başında 1 harita veya jeodizi ya da fotogrametri mühendisi, 1 jeoloji mühendisi ve 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, harita veya jeodezi ya da fotoğrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları ve varsa uydu fotoğrafları üzerinde streoskopik inceleme yaptırılmalı, bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın belirtilen evre içindeki niteliği ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen raporlar alınmalı, ayrıca çalışma alanı içinde davacının kayıt ve belgeye dayanmaksızın adına tespit ve tescil olunan taşınmaz bulunup bulunmadığı Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, böylece tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre ifraz edilen bölüm yönünden Hazine adına mevcut tapu kaydı iptal edilmeksizin, bu bölümün davacı adına tesciline karar verilmiş olması da isabetsiz olup, taraf vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
17.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.