MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında eski 304 parsel sayılı 5.650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 11373 ada 1 parsel numarasıyla ve 8.088,30 metrekare olarak tespit edilmiştir. Davacılardan ...'un itirazı Kadastro Komisyonunca kabul edilerek, taşınmazın 5.829,55 metrekare olarak tesciline karar verilmiştir. Davacı ... ve paydaşları, adlarına kayıtlı eski 305 parsel sayılı 1.694,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazın uygulama kadastrosu sırasında 11373 ada 2 parsel numarasıyla ve 1.950,58 metrekare olarak tespit edildiğini, Komisyona itirazları sonucu, yüzölçümünün 3.009,86 metrekare olarak düzeltildiğini ancak taşınmazın yüzölçümünün yine eksik olduğunu, mevcut eksikliğin çekişme konusu 11373 ada 1 parsel sayılı taşınmazda kaldığını öne sürerek dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 11373 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 5.351,82 metrekare, 2 parsel sayılı taşınmazın ise 3.487,59 metrekare olarak tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 05.12.2012 tarihli teknik bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu raporun incelenmesinden davalı parsellerin ortak sınırının çekişmesiz (sabit) sınır olarak alındığı, zeminde var olan bu sınırın gerek yenileme ekiplerince gerekse kadastro müdürlüğünce komisyon aşamasında hatalı olarak ölçüldüğünün belirtildiği anlaşılmaktadır. Yine sözü edilen rapor içeriğinden her iki taşınmaz arasındaki zemindeki mevcut sınırın esas alındığı belirtilmiştir. Ancak dava, komisyon kararına karşı açıldığına göre, komisyon kararına esas alınan bilirkişi ve tanık sözlerinin ve bunun sonucu çizilen haritanın yasal düzenlemelere uygun olup olmadığının mahkemece denetlenmesi gerekir. Mahkemece yapılan keşifte bilirkişi ve tanık dinlenmemiş, her iki taşınmaz arasındaki ortak sınırın uygulama kadastrosu ile ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde çekişmesiz ( sabit ) sınır niteliğinde olup olmadığı belirlenmemiş, keşif sırasında gözlenen fiili sınır esas alınmıştır. Mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve üç kişilik harita mühendisinden oluşan fen bilirkişisi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan 11373 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın neresi olduğu, tesis kadastrosu sırasında zeminde bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise taşınmazlar arasında sınır teşkil edip etmediği tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, fen bilirkişilerine yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınır haritasında işaretlettirilmeli, fen bilirkişilerinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanılarak uygulama kadastrosunu denetlemeleri istenmelidir. Fen bilirkişileri raporunda, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu komisyonca tespit edilen ortak sınırın yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılar yer almalıdır. Ayrıca fen bilirkişilerinden, birincisi, ortofoto üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile yenileme haritasını "ada" bazında, ikincisi 11373 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazları kapsar bazda, üçüncüsü ise ilk tesis kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üç adet harita ve yenileme haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita düzenlemeleri istenmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra hata ve kaynağı kesin olarak belirlenmelidir. Somut olayda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, denetime imkan vermeyen yetersiz fen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Yetersiz inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz. Açıklanan nedenlerle davalı ...'in temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy