MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tapu kaydına göre 14.01.1997 yılında kesinleşen kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 599 (yeni 201 ada 34 parsel), 600 (yeni 201 ada 35 parsel), 603 (yeni 201 ada 40 parsel), 612 (yeni 201 ada 43 parsel), 613 (yeni 201 ada 38 parsel), 614 (yeni 201 ada 39 parsel), 615 (yeni 202 ada 1 parsel) sayılı sırasıyla 6379, 28684, 60135, 40070, 27152, 39091, 11006 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesinde; 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları, 599, 603, 614 parsellerin ..., 600, 612 parsellerin ..., 613, 615 parsellerin ... kullanımlarında olduğu belirtilerek ... adına tespit ve tescil edilmiş, sonrasında 3402 sayılı Yasa'nın Ek-4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosuna esas olmak üzere düzenlenen güncelleme listesi ile kullanıcıları aynı şekilde belirtilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda temyize konu 201 ada 34, 35, 38, 39, 40, 43 ve 202 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, 1997 yılında yapılan kadastro ile belirlenen kullanım durumunun ve buna bağlı olarak yapılan güncellemenin doğru olmadığı, kendilerinin de miras payı oranında kullanım hakkı olduğu iddiası ile, başka bir anlatımla kadastro öncesi hukuki nedene dayanarak 10.02.2011 tarihinde dava açmışlardır. Bu durumda kullanım şerhlerini içeren tapu kayıtlarının oluştuğu 14.01.1997 tarihi ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece davanın açıklanan nedenle reddi grekirken, esasa girilerek taşınmazların evveliyatının orman olması nedeniyle tarafların murisine ait olduğu yönündeki iddianın herhangi bir geçerliliği bulunmadığı, keşif ve bilirkişi raporlarına göre davacıların taşınmazlarda babalarının vefatından sonra fiili bir zilyetlikleri bulunduğunun da ispatlanamadığı, davacıların tüm mirasçılar adına talepte bulunmasının mümkün olmadığı, muris Mahmut Işık mirasçılarının tamamının kabul beyanı da bulunmadığı şeklinde özetlenebilecek gerekçeyle, esasa ilişkin ret kararı verilmesi isabetsiz ise de ret kararı sonucu itibarı ile yerinde görüldüğünden hükmün gerekçesi açıklanan şekilde DÜZELTİLMEK suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlerden alınmasına, 22.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.