MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu .... Köyü çalışma alanında bulunan 603 ada 11 parsel sayılı 4.545,79 metrekare yüzölçümlü taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın kök muris ...'dan geldiği ve mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu seviyen kendisi ve davalının babası İdris'e kaldığı halde taşınmazın tamamının davalı adına tespit ve tescil edilmesinin hatalı olduğu iddiasına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, çekişmeli taşınmazın muris ...'den intikal ettiği iddiasına dayanarak dava açmış; davalı taraf ise çekişmeli taşınmazın ... ile ilgisinin bulunmadığı, 1980 yılında kendisi tarafından imar-ihya edilerek tarla haline getirildiğini savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın muris ...'den mi geldiği; yoksa davalı tarafça imar-ihya edilerek sahipsiz yerden mi edinildiği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece; davacının dava konusu taşınmazın dedesinden intikal ettiğini ve kendisinin de hissesi bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme ile alınan beyanlar hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, mahkemece taşınmaz başında yapılan keşifte mahalli bilirkişi refakate alınmamış; taraf tanıkları ve tespit bilirkişi Duran Uyar katılımıyla keşif yapılmıştır. Davacı tanıkları çekişmeli taşınmazın muris ...'ye ait olduğunu; ...'nin bir kısım taşınmazlarının taksim edildiğini; ancak dava konusu taşınmazın taksiminde ihtilaf çıktığını; davalı tanıkları ise, çekişmeli taşınmazın muris ... ile ilgisi bulunmadığını, ... taşınmazlarının daha doğuda yer aldığını, davalı kullanmaya başlayıncaya kadar kimsenin zilyet olmadığını beyan etmiş; tespit bilirkişi ise taşınmazın evveliyatı hakkında bilgisi olmadığını söylediği halde tanık beyanları arasındaki çelişki yöntemince giderilmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerin tümünün katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, çekişmeli taşınmazın ortak kök muris ...'den mi geldiği yoksa davalı tarafça imar-ihya edilerek mi
edinildiği hususu netleştirilmeli; muris ...'den geliyorsa murisin ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile terekesinin taksim edilip edilmediği, davalı taşınmazın taksime dahil edilip edilmediği; dahil edilmiş ise kime düştüğü; her bir mirasçının payına hangi menkul, gayrimenkul malların ya da hakların düştüğü; tek tek sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki doğması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı ...'nın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy