MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ...Köyü çalışma alanında bulunan 73 parsel sayılı 1.439.327,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile İbrahim Yıldırım ve müşterekleri adına 16.05.1974 tarihinde tespit ve 24.05.2001 tarihinde hükmen tescil edildikten sonra, 17.11.2003 tarihinde kamulaştırma nedeni ile ifraz edilerek 309, 310, 311 ve 312 parsel sayılı taşınmazlara ayrılmış ve dava konusu 309 parsel sayılı taşınmaz 1.439.327,66 metrekare yüzölçümlü olarak malikleri adına tescil edilmiştir. Bilahare, Kadastro Müdürlüğü'nce talep üzerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi sırasında taşınmazın yüzölçümü 1.941.729,76 metrekare olarak belirlenerek tapu kaydında düzeltme yapılmasına karar verilmiş, iş bu karara karşı Hazine tarafından düzeltme işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen ret kararı, Yargıtay’ca onanmak suretiyle 31.01.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Hazine, 07.05.2012 tarihinde taşınmazda düzeltme işlemi sonucunda ortaya çıkan miktar fazlası kısmın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, düzeltme kararının iptaline ilişkin dosya kapsamı esas alınmak suretiyle, çekişmeli 309 parsel sayılı taşınmazın alan hesabında yapılan hata sonucunda taşınmazın yüzölçümünün 1.941.729,76 metrekare olması gerekir iken, 1.439.327,66 metrekare olarak hesaplandığı, ortaya çıkan ve Hazinenin adına tescilini istediği 502.402,10 metrekare yüzölçümündeki kısmın hesaplama hatası sonucunda ortaya çıktığı, taşınmazın sınırları değişmeksizin gerçek alanının tespit edilmiş olması nedeni ile Hazinenin davada menfaati bulunmadığı, maddi hatadan kaynaklı miktar fazlası yönünden tapu iptali ve tescilin söz konusu olamayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde, taşınmazda yapılan düzeltme işlemi sonucunda ortaya çıkan miktar fazlası kısmın adına tescilini talep ettiğine göre, Hazinenin talebi özel mülkiyet iddiasına ilişkin olup dava, hak düşürücü süreye tabidir. Çekişmeli taşınmazın kök parseli olan 73 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespiti 24.05.2001 tarihinde kesinleşmiş, dava ise 07.05.2012 tarihinde açılmıştır. Dolayısı ile, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğine göre, davanın bu gerekçe ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek ret kararı verilmesi isabetsiz ise de, ret kararı sonucu itibari ile yerinde olduğundan hükmün gerekçesi açıklanan şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.