MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 699 parsel sayılı 1.695,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 246 ada 7 parsel numarasıyla ve 1.676,15 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 698 parsel sayılı 2.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 246 ada 24 parsel numarasıyla ve 2.647,54 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., uygulama kadastrosu sonucunda adına kayıtlı bulunan 246 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ile 246 ada 24 parsel sayılı taşınmazın sınırının yanlış tespit edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu 246 ada 24 parsel sayılı taşınmazın, teknik bilirkişi rapor ve Ek-1'deki krokisinde (A) harfi ile gösterilen 408,16 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile 246 ada 7 numaralı parsele dahil edilmesine, taşınmazın bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 246 ada 7 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar arasında bulunan eski taş duvarın tesis kadastrosu çalışmaları sırasında da zeminde bulunduğu, ancak tesis kadastrosu sırasında hatalı ölçüm yapılmak suretiyle paftanın tersim edildiği ve buna bağlı olarak da taşınmazların sınırlarının hatalı tespit edildiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Uygulama kadastrosunun genel amacı, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi olup; mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak veya çözmek değildir. Davacı ...’in gerek dava dilekçesinin, gerekse beyan dilekçelerinin içeriğinden ve tüm dosya kapsamından, davanın uygulama kadastrosuna yönelik olmadığı, tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğu, kaldı ki davacının, adına kayıtlı taşınmazda öncesinde pay sahibi olsa da, taşınmazı yenileme kadastrosu öncesinde 2011 yılında çapa dayalı olarak satın aldığı
anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu eski 698, yeni 246 ada 24 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 24.06.1975 tarihinden, dava tarihi olan 11.06.2015 tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği göz önünde bulundurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.