(743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (1512 S. K. m. 60) (766 S. K. m. 32) (3402 S. K. m. 13) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; Hüseyin'in mirasçılarının saptanması, Münevver'den başka mirasçısı bulunduğu saptandığı takdirde davaya tüm mirasçıların huzuru ile devam edilmesi, davalı tarafın dayanağı tapu kaydının oluşma sebebinin araştırılması, iskan yolu ile temlik edildiği ve tapu kaydının sonradan oluşturulduğu saptandığı takdirde iskan kaydının araştırılması, olayda Tapulama Kanununun 32/C maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olup olmadığı saptanarak Hüseyin'in ölüm günü ve mirasçısı bulunduğu gözönünde tutularak, satışın geçerli olup olmadığı yönü üzerinde durulması, ayrıca tapu kaydının niza dışı 308 sayılı parseli de kapsadığı gözönünde tutularak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parselin davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı kapsamında kaldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kayıt malikinin mirasçıları tarafından yapılan tapu dışı satışın geçerli olup olmadığı konusundadır. Medeni Kanunun 634., Borçlar Kanununun 213., Tapu Kanununun 26. ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60/3. maddeleri uyarınca tapulu taşınmazların satımlarının resmi şekilde yapılması zorunludur. Kanunlarda öngörülen şekil şartı ispat şartı olmayıp geçerlik şartıdır. Kural olarak tapulu taşınmazların tapu dışı satımı geçersizdir. Ancak, belirli şartların varlığı halinde tapu dışı satıma 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/c ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddelerinde geçerlik tanınmıştır. Bu şartla zilyedin taşınmazı kayıt malikinden veya mirasçılarından tapu dışı yolla iktisab etmesi, tesbit tarihine kadar zilyetliğinin 10 yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatı ile devam etmesi ve akdin bozulmamasıdır. Dava konusu olayda kayıt malikinin mirasçıları taşınmazı davalıya senetle satmışlardır. Mahkemece senet düzenleme tarihi 18.6.1966 olarak kabul edilmiş bir kısım tanıklar ise satışın daha sonraki bir tarihte yapıldığını beyan etmişlerdir. Kadastro tesbiti ise 5.11.1975 tarihinde yapılmıştır. Satım tarihi tahrif edildiği açıkça anlaşılan 18.6.1966 tarihi kabul edilse bile tesbit tarihine kadar 10 yıllık süre geçmemektedir. Öte yandan kayıt malikinin ölüm tarihine göre terekesi mirasçılarına iştirak halinde mülkiyet şeklinde intikal etmiştir. İştirak halinde mülkiyette iştirakçilerden birinin üçüncü şahıslara yaptığı satış geçersiz olduğu gibi, davayı kabul etmemesi de miras şirketi yönünden bağlayıcı değildir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle davanın reddine ve taşınmazın payları oranında iştirak halinde mülkiyet şeklinde Hüseyin mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ve davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, 12.10.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy