(2863 S. K. m. 7, 8)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Tapulama sırasında, 59 parsel sayılı 62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz; tapu, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, tapu dışı paylaşma ve satın alma nedeniyle davalı Mustafa adına tesbit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonu tarafından red edilen davacı Hazine, taşınmazın doğal sit alanı içerisinde olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 59 sayılı parselin davalı Mustafa adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Nizalı taşınmazın davalı tarafın dayandığı tapu kapsamında kaldığı ve halen taşınmazı kullandığı mahkemece saptanmıştır. 23 Temmuz 1983 günü yürürlüğe giren 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu ile 5805 sayılı Kanunu yürürlükten kaldırmış, yeni esas ve usuller öngörmüştür. Kanun kamu düzeni ile ilgili olduğundan derdest davalara uygulanacağı açıktır. Kanunun 11. maddesi metninden ve bir bütün olarak incelenmesinden anlaşıldığı gibi, kamu kurum ve kuruluşlarının, gerçek ve tüzel kişilerin gerçekleşmiş mülkiyet haklarına dokunulmamıştır. Ancak, üstünde veya altında korunması gerekli kültür veya tabiat varlıkları bulunduran taşınmazların tapu kütüğünün beyanlar hanesine Yüksek Kurul Kararı ile varlığın Kültür ve Tabiat Varlığıdır şerhi konulacağı ve korunma alanının bölge kurulu kararı ile saptanacağı 7. ve 8. maddelerle hükme bağlanmıştır. Ancak, dava açıldığı takdirde mahkemelerce de bu kanunun getirdiği düzenleme doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması ve kurul kararları doğrultusunda tescil kararı verilmesinde yasal zorunluluk vardır. Bu durumda mahkemece, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na müzekkere yazılarak nizalı taşınmazın üstünde ve altında kültür ve tabiat varlığı bulunup bulunmadığının sorulması, bulunması halinde tapu kütüğüne tesciline gerek olup olmadığı yönünden Yüksek Kuruldan karar alınması, korunma alanının tesbiti ve haritaya bağlanması için Bölge Kuruluna yazı yazılması, Bölge Kurulu Kararına karşı tarafların Yüksek Kurula 30 gün içinde itiraz hakları olduğunun bildirilmesi, taşınmazın davalı adına tapuya tesciline, üzerindeki kültür veya tabiat varlığı ile korunma alanının tapu kütüğünün beyanlar hanesinde şerh verilmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemece açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.06.1990 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy