(1086 S. K. m. 25/3)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldığı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Davacı tarafından kaynak suyuna elatmanın önlenmesi için Sulh Hukuk Mahkemesi'nde davalı aleyhine açılan dava, kadastro girdiğinden söz edilerek kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tutanağı düzenlenmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazdan çıkan kaynak suyunun yararlanma hakkına ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26/4. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesi'nin görevi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Bir başka anlatımla, kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlara ait davalara kadastro mahkemesinde bakılamaz. Ancak, dava konusu olayda davacı tarafından davalı aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesin'de elatmanın önlenmesi davası açılmış mahkemece taşınmazın bulunduğu çalışma alanına kadastro girdiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine ve dava dosyasının kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bu karar Yargıtay'dan geçerek kesinleşmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanunla değişik 25/3. maddesi uyarnıca, "temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar" hükmünü taşımaktadır. Kanun koyucu bu hükümle göreve ilişkin uyuşmazlıkları kısa yoldan çözümlemeye ve davayı süratle sonuçlandırmayı amaçlamıştır. Hal böyle olunca tarafların iddia ve savunmasına ilişkin tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.09.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy