(1086 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında, kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Tapulama sırasında 393 parsel sayılı 3250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz; vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim nedeniyle davacı adına tespit edilmiştir. İtirazı, tapulama komisyonunda reddedilen davacı, adına tespit yapılan 393 sayılı parselin kuzeyinde bir bölümün yol olarak tesçil harici bırakıldığını belirterek, bu kısmın parselin ilavesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu 300 metrekare miktarındaki yolun 393 nolu parsele ilâvesi ile parselin 3550 metrekare olarak davacı adına tapuya tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadostro sırasında davacı taşınmazının kuzeyinde bulunan ve yol olarak tespit dışı bırakılan bölüme ilişkindir. Dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediğine göre, bu tür davalara kadastro mahkemesince bakılamaz. Tutanak düzenlenmeyen davalara bakmak görevi genel mahkemelere aittir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesi gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun re'sen gözetilmesi gerekir. Hâl böyle olunca, tespit dışı bırakılan bölüm yönünden mahkemenin görevsizliğine, taşınmazın miktarında değişiklik yapılmaksızın 393 parselin davacı adına tapuya tesçiline karar verilmek gerekirken,yazılışekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.1.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy