(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hüküm Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında, 372 parsel sayılı 15900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Ahmet adına tespit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen Hazine, taşınmazın Hazine yeri olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere göre, diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca kayıt ve belgeye dayanmaksızın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle çalışma alanı içinde sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm miktarındaki arazi mülk edinilebilir. Sulu arazi, 3083 sayılı Kanunun 2/c maddesi uyarınca Devletçe sulanan arazidir. Mahkemece adına tescil kararı verilen zilyedin çalışma alanı içinde kayıt ve belgeye dayanmaksızın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinip edinmediği konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca, çalışma alanı içinde zilyedin kayıt ve belgeye dayanmaksızın adına tespit ve tescil olunan taşınmaz bulunup bulunmadığı Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.11.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy