(3402 S. K. m. 27, 30/2) (1086 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro tespiti sırasında 819 parsel tapu kaydına istinaden Mustafa, 466 nolu parsel keza tapu kaydı gereğince Şaban, 994 sayılı parsel de yine tapuya istinaden Niyazi adına, 485 nolu parsel belgesizden, 119, 144, 373, 401, 500, 584, 624, 823 ve 465 nolu parsel ise tapu kaydı gereğince Hidayet ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Kadastro komisyonunca, anılan 13 parça taşınmaz hakkında kadastro tespitinden önce açılan ve derdest olan taşınmazların mülkiyeti ile ilgili dava bulunduğundan bahisle tutanak ve ekleri yetkisizlikle Kadastro Mahkemesine devir edilmiştir. Öte yandan, 6.6.1966 tarihinde Mustafa ve Şefika tarafından davalılar Münevver, Şeref, Meliha, Hazine ve Kırmacı Köyü Muhtarlığı aleyhine Genel Mahkemede açılan taapu iptali, tescil, men'i müdahale davası görevsizlikle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın feregat nedeniyle reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dava konusu taşınmazlar hakkında tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı ve tutanak düzenlendikten sonra 3402 sayılı Kadastro Yasasının 27. maddesi gereğince dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarıldığı belirlenmiştir. Genel Mahkemelerde davalı olan parseller hakkında malik hanelerinin açık bırakılması zorunludur. Tutanak düzenlenirken malik hanesinin doldurulması hiç bir anlam ifade etmez. Anılan Kanunun 30/2. maddesi gereğince bu tür davalarda hakimin re'sen araştırma yaparak gerçek hak sahibi adına tescile karar vermesi gerekir. Bu nedenle davacı tarafın feragat beyanına dayanılarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 95. maddesi gereğince hüküm kurulması doğru değildir. Davada Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği de taraftır. Bu itibarla feragat beyanı ancak davacılar için bağlayıcı olup, hakimin re'sen araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hal böyle olunca, tarafların tüm delilleri toplanarak ve re'sen araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.12.1994 günüde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy