(3402 S. K. m. 16/B)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 3216 parsel sayılı taşınmaz, tutanak bilirkişilerinin kadim mera olduğunu iddia etmeleri ve Hazine adına yapılacak olan tespite karşı çıkmaları nedeniyle malik ve yüzölçümü haneleri açık bırakılmak suretiyle ve ham toprak niteliği ile sınırlandırılması yapılmıştır. Kadastro komisyonu da görevsizlik kararı vererek tutanak ve eklerini Kadastro Mahkemesine göndermiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, dava
konusu parselin krokide (B) harfi ile gösterilen 1.429.122,67 metrekare ve (A) harfi ile gösterilen 333.877,33 metrekarelik bölümlerin hali arazi niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Köy Tüzel Kişiliği vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Akçakaya Köyü'nün kadim köy olmayıp muhdes köy olduğu ve bu nedenle kadim merasının olamayacağından söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise'de; dosyada mevcut İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün, 21.4.1994 tarihli yazısında; "köyün 1921 yılından önce kurulduğu ve kadim bir köy olup olmadığına dair bir belgenin bulunmadığı" bildirilmiştir. Bu yazıdan, köyün kuruluş tarihinin bilinemediği anlaşılmaktadır. Dinlenen bilirkişi ve tanıklar da köyün eski köy olduğunu ve kadim merası bulunduğunu bildirmişlerdir. Kuruluş tarihi belli olmayan bir köyün, kadim köy olduğunun kabulü zorunludur. 3402 sayılı Yasanın 16/B maddesi uyarınca taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, hali arazi niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline şeklinde hüküm kurulması isabetsiz ve temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.10.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy