(743 S. K. m. 633)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Kararı:
Kadastro sırasında 2425 parsel sayılı 13400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Süleyman; tapu kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli parselin davacı Süleyman adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parselin 1948 yılında kesinleşen orman tahdidi kapsamında kaldığı, 1952 yılında maki komisyonu tarafından 5653 sayılı Kanun uyarınca makilik alan olarak belirlediği ve 4753 sayılı kanun hükümlerine göre Hazine adına tapuya bağlanarak orman dışına çıkarılarak Mehmet'e temlik olunduğu, temlik olunan kişinin taşınmazı başkasına satması nedeniyle Hazine tarafından geri alma davası açıldığı, mahkemece tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 22.3.1996 tarih, 1993/5 ve 1996/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca orman tahdidi içinde bulunan taşınmazın, makilik alan olarak belirlenerek özel kanunlar uyarınca tapuya bağlanması orman dışına çıkarma niteliğindedir. Taşınmaz hakkında 1957 yılında tapu oluşturulmuş ve o tarihte orman dışına çıkarılmıştır. Orman dışına çıkarılmış taşınmazla ilgili olarak 1977 yılında, 1744 sayılı Kanun'a göre işlem yapılması sonuca etkili değildir. Zira, uygulama sırasında orman dışında bulunan bir taşınmazın tekrar orman dışına çıkarılması mümkün değildir. Öte yandan; Medeni Kanun'un 633. maddesi gereğince mahkeme ilamının kesinleşmesi ile taşınmazın mülkiyeti Hazine'ye intikal etmiştir. Hazine adına tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılması da mümkün bulunmamaktadır. Taşınmaz, 1744 sayılı Kanun'a göre orman dışına çıkarılmadığından, davacı tarafın dayandığı tapu kaydına değer verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca; davanın reddine, taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy