(3402 S. K. m. 17, 18) (3194 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Davalının imar ve ihya yoluyla zilyedliğe dayandığı ve 3402 sayılı Yasanın 17. maddesine uygun araştırma yapılmadığı açıklanarak, İdareden imar planının getirtilmesi, uzman bilirkişi aracılığıyla yöntemine uygun şekilde yerine uygulattırılması, imar planı içinde kaldığı saptandığı takdirde Kadastro Kanunu'nun 17/1. maddesi hükmünün uygulanamayacağı dikkate alınarak toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, çekişmeli parselin 1875 metrekarelik kısmının Hazine adına tesciline,826 metrekarelik yer için davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere göre tarafların diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak Kadastro Hakimi tesbit tarihindeki geometrik ve hukuki durumu belirlemek ve buna göre karar vermek durumundadır. Hal böyle olunca; taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde yazılı şartların zilyedi yararına gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılırken tesbit tarihinde uygulanan imar planının esas alınması gerekir. Tesbit tarihinden sonra değişikliğe uğrayan imar planının tarafların hukuki haklarına etki etmesi düşünülemez. Kadastro tesbiti 1985 tarihinde yapılmış olup, hükme dayanak yapılması gereken imar planı o tarihte uygulanmakta olan 1984 onay tarihli imar planıdır. Tesbitten çok sonra (1989 tarihli) onaylanıp uygulanmaya başlayan imar planı esas alınmak suretiyle hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu nedenle; mahkemece 1984 tarihli imar planının mahalline uygulanıp, taşınmazın plandaki konumunun belirlenmesi, taşınmazın imar planı kapsamında kalan bölümü var ise bu bölümün Hazine adına, İmar planı kapsamı dışında kalan bölümün de davalı adına tesciline karar verilmesi gerekir. Belirtilen şekilde araştırma ve uygulama yapılmadan karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.02.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy