(3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 107 ada 1, 2, 3, ve 4 parsel sayılı 759, 261, 5048 ve 39832 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Menderes Nehrinin yatak değiştirmesi sonucu ortaya çıkan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmaları nedeniyle Hazine adına tespit edilmişlerdir. İtirazı Komisyonca reddedilen davacı, yasal süresi içinde tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında İbrahim 17.12.1943 tarih 93 nolu tapu kaydına dayanarak Eskihisar Köyü 76 parsel olarak adına tespit edilen taşınmazın miktarının tapu miktarına tamamlanması istemile davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının reddine, müdahilin davasının kabulüne, 12.11.1996 tarihli krokiye göre 107 adanın kadastro tespitlerinin iptaliyle, (A) ile gösterilen 562, 50 metrekarelik kısmın 1 nolu parsel altında sazlık ve söğütlük olarak, (H) ve (F) ile gösterilen 12537, 75 metrekarelik kısmın 3 nolu parsel, (K) ve (M) ile gösterilen 47.718,75 metrekarelik kısımın 4 nolu parsel olarak tarla vasfıyla Hazine adına tescillerine, (B), (C), (E) ile gösterilen 5325 metrekarelik kısmın ise 2 parsel numarasıyla müdahil davacı İbrahim adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tespiti sırasında dava konusu 107 ada 1 parsel 759 metrekare, aynı ada 2 parsel 261 metrekare, aynı ada 3 parsel 5048 metrekare ve aynı ada 4 parsel 39.832 metrekare olarak tespit edilmiş ve kadastro sırasında taşınmazların geometrik durumu bu miktarlara uygun olarak belirlenmiş ve askı ilanları da buna uygun olarak yapılmıştır. Taşınmazların geometrik durumları ile ilgili olarak dava açılmadığından bu yön kesinleşmiştir. Kadastro tespiti sırasında düzenlenen harita ile taşınmazın eylemli geometrik biçiminin farklı olması Hâkimin doğrudan müdahalesini gerektirmez. Bir başka anlatımla hâkim, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi gereğince taleple bağlı olup, talepten fazlaya da karar veremez.
Öte yandan; Kadastro Hâkimi, kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlarla ilgili davalara bakamaz. Bu yön mahkemenin görevi ile ilgili olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan re'sen dikkate alınması gereken bir husustur. Mahkemece istem olmadığı ve tutanak düzenlenmediği halde talep dışına çıkılarak dava konusu parsellerin geometrik durumlarının değiştirilmesi ve miktarlarının artırılması doğru bulunmamaktadır. Ayrıca, Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama ve hükme yeterli değildir. Mahkemece zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmamış, dava konusu taşınmazların öncesinin ne olduğu kesin olarak belirlenmemiş, taşınmazların bulunduğu bölgeyle ilgili eski tarihli askeri haritalar getirtilerek bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca araştırma, inceleme ve uygulama yapılmamış, tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenmemiş, çekişmeli parsellerin zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı ve zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak saptanmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetli bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), Yargıtay duruşması için belirlenen 9.000.000'ar TL. vekalet ücretinin karşılıklı olarak taraflardan alınarak, birbirine verilmesine, 16.9.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy