(2510 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 135 parsel sayılı 10.090 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında müdahil satın almaya dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının reddine, müdahilin davası yönünden mahkemenin görevsizliğine ve çekişmeli parselin davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Arif mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parselin Hazine tarafından iskanen davalı tarafa temlik olunduğu tartışmasızdır. Hükmüne uyulan bozma ilamında 2510 sayılı İskân Kanununun 23. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre yönünden araştırma yapılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma doğrultusunda toplanan delillerden taşınmazın Hazine tarafından eski tarihlerde temlik olunduğu ve tapu kayıtlarının daha sonra oluşturulduğu, davalı tarafın iskân tarihinden itibaren taşınmaza aralıksız zilyet bulunduğu belirlenmiştir. 2510 sayılı İskân Kanunu'nun 23. maddesi gereğince iskanen temlik olunan taşınmazlarda hak sahiplerinin temlik tarihinden itibaren bir yıllık süre içinde dava açmaları gerekir. Temlik tarihi, İskanen tahsis kararının mülki amir tarafından onaylanma tarihidir. Öte yandan, 14.5.1984 gün 1983/10 esas ve 1984/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca 2510 sayılı Kanunun 23. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcının iskân mevzuatı çerçevesinde temlik edilen gayrimenkule fiilen el konulması tarihi olduğu öngörülmüştür. Bu nedenlerle iskan olunan taşınmaz hakkında sonradan tapu kaydı oluşturulması hak düşürücü sürenin başlangıcına etkili değildir. Hak düşürücü süre hakkın varlığını ortadan kaldıran süre olup, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerekir. Davacılar tarafından tapu iptal ve tescil davası Asliye Hukuk Mahkemesine hak düşürücü süre geçtikten sonra 26.6.1944 tarihinde açılmıştır. Hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle ayni hakka ilişkin davanın dinlenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan ve mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın iskan kaydına değer verilerek davalı taraf adına tesciline karar verilmesi doğru bulunduğundan usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 12.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy