(3402 S. K. m. 14, 46/1) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 85 parsel sayılı 24.000 metrekade yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı M.'un irsen ve intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açmış olduğu dava Selahattin'in aynı nedenlerle açtığı dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı M.'un davasının reddine, S.'in davasının kabulüne, çekişmeli parselin davacı S. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı M. ile davalı Hazine temsilcisi tarafından teymiz edilmiştir.
Davacı Selahattin tapu kaydına, davacı M. kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlar, davalı Hazine ise 4753 sayılı Kanunla oluşan tapu kaydına dayanmıştır. Davacı S.'in tapu kayıt malikleri ile rasındaki bağıntı araştırılmamış ve tapu kaydının kapsamı doğru olarak belirlenmemiştir. Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1954/58 esas ve 1958/71 sayılı kararı taraf olan Hazine yönünden bağlayıcı ise de davacı M. yönünden bağlayıcı nitelik taşımamaktadır. Zira, sözü edilen davada M. taraf değildir. Hukuk usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi gereğince kesin hükümden söz edilebilmesi için dava konusunun sebebinin ve taraflarının aynı olması gerekir. Dava konusu olayda davacı tarafın dayandığı tapu kaydının usulen uygulanmak suretiyle kapsamı belirlenmeli, tapu kaydının tedavülleri de dikkate alınarak e maliklerinin ölüm tarihleri araştırılarak hukuki geçerliliğini koruyup korumadığı da saptanmalıdır. Toprak tevzi çalışmaları sırasında düzenlenen belirtmelikte çekişmeli taşınmaz 3 sayılı parsel olarak belirtilmiş ve zilyedi M. olarak gösterilmiştir. Bu husus keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ile de doğrulanmaktadır. Tapu kaydının uymaması veya geçerliliğini yitirmiş olması halinde uyuşmazlığın zilyetliğe değer verilerek çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda 3402 sayılı Kanun'un 46/1. ve 14. maddeleri uyarınca araştırma ve soruşturma yapılarak v etüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 19.3.1998 tarihinde gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy