(3402 S. K. m. 20, 27, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edilen 5 parça taşınmazın kadastro sırasında kaç numaralı parsel olarak tesbit edildiğinin belirlenmesi bu parsellerin Asliye Hukuk Mahkemesinden görevsizlikle aktarılan davanın konusu olduğu göz önünde bulundurularak tutanak asıllarıyla dayanağı kayıt ve belgelerin bulunduğu yerden getirtilip 3402 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince dava dosyası ile birleştirilmesi, aynı maddenin 3. fıkrası gereğince askı ilanı yaptırıldıktan sonra duruşmaya başlanarak taraf delillerinin toplanması, tutanakların malikhanelerinin açık bırakıldığı nazara alınarak 3402 sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince Mahkemece lüzum görülen diğer delillerde toplanarak parsellerin gerçek hak sahipleri adına tesciline karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli 5403 sayılı parselin krokide A harfi ile işaretli 4158 metrekarelik kısmının E... Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği Başkanlığı adına, krokide B harfi ile işaretli 8571 metrekarelik kısmın Hatice ..... adına, C harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısmın hisseleri nispetinde Hüseyin ..... mirasçıları adlarına ve kalan 40,871 metrekarelik kısmın Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hatice ...... ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere ve kararda yazılı gerektirici nedenlere göre davalı Hazinenin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı Hatice ...... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece davalıların dayandığı 202 tahrir numaralı vergi kaydının değişebilir sınırlı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, Mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Vergi kaydının kuzey ve güney sınırı yol okumakta, taşınmazın kuzey ve güney sınırında yol bulunduğu, yolların güzergah değiştirmediği ve güneydeki yolun taşınmazın güneyi ile birlikte güney doğusunu da çevrelediği anlaşılmaktadır. Vergi kaydının batı sınırı Hasan okumakta taşınmazın batısındaki arazilerin Hasan'a ait olduğu bildirilmektedir. Ayrıca, komşu 5393 ve 5414 sayılı parsellere uygulanan 175 tahrir numaralı vergi kaydı ile 5446 sayılı parsele uygulanan 176 tahrir numaralı vergi kaydı doğu sınır olarak çekişmeli parselin vergi kaydı maliklerinden Bayramı sınır göstermektedir. Vergi kaydında Say olarak gösterilen sınır taşınmazın doğusunda bulunduğu kayalık şeklinde olup, genişletilmeye elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın kuzey doğusunda bulunan 200 ve 207 sayılı parsellere uygulanan vergi kayıtlarının batı ve güney sınırı da Bayram okumakta kayıtlar açıkça birbirini doğrulamaktadır. Açıklanan bu olgular karşısında vergi kaydının sabit sınırlı olarak kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/B maddesi gereğince, sabit sınırlı kayıtların kapsamının miktarına göre değil, sınırlarına göre belirlenmesi gerekir. Resmi belge niteliği taşıyan vergi kaydı karşısında taşınmazın öncesinin mera olarak kabulü de mümkün değildir. Dosya içeriğinden zilyetlikle iktisap için öngörülen diğer şartlarında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, çekişmeli parselin tamamının payları oranında Hatice ...... ve arkadaşları adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.04.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy