(3402 S. K. m. 30) (1086 S. K. m. 91, 92, 95) (743 S. K. m. 918)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 461 parsel sayılı 14250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk mahkemesi'nde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesi'nde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın gerek davacının davalılar lehine feragatı, gerekse sübuta ermemesi nedeniyle reddine, dosyanın kesinleştikten sonra Tapu Sicil müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Ahmet tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kararın kesinleştiği belirtilerek tapuya tevdiine karar verilmiş ise de, davalı Ahmet'e yapılan tebligatın Tebligat Kanunu ve Tüzüğüne aykırı olduğu anlaşılmakla, kesinleşme şerhinin iptaline ve esastan temyiz incelemesi yapılmasına karar verildi. İşin esası görüşüldü.
Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan tapu iptali ve tescil davası tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Dava konusu 461 sayılı parsele ilişkin tutanak incelenmiş, 5.5.1983 tarihli düzeltme ile malikhaneleri iptal edilerek tutanak Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların feregatı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de çekişmeli parsel hakkında tescil kararı verilmemiş ve sicil oluşturulmamıştır. Genel mahkemelerden aktarılan davalarda malikhanesinin açık olması nedeniyle Kadastro Hakiminin hak sahiplerini belirlemesi ve sicil oluşturması gerekir. Kararın bu şekli ile yerine getirilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca; taşınmazın hak sahibi belirlenerek adına tescil kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 6.5.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy