(1086 S. K. m. 38, 388) (3402 S. K. m. 13, 14) (743 S. K. m. 639, 644, 645)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde oluğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1303 parsel sayılı 3300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetlii nedeniyle ölü Ali adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı Süleyman, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, Mehmet Sait ve Emin, irsen intikal ve miras hissesi bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Mehmet Rıza, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılaması sonunda çekişmeli parselin fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 1541 metrekarelik kısmının müdahil Mehmet Rıza adına, (B) ile gösterilen 1759 metrekarelik kısmın tespit gibi Ali mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı Süleyman mirasçıları vekil ve Fahrettin veklii tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli olmadığı gibi, değerlendirmede dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyleki;
1- Hukuk Usulü Muhakemleri Kanunu'nun 388. maddesine göre, karar başlığında davanın taraflarının ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin belirtilmesi gerekir. Temyize konu kararın başlığında yargılama sırasında vefat eden davacı Süleyman mirasçılarının tamamı ile davalı Ali mirasçılarının bir bölümü ve davacı Emine'nin ad ve soyadları ile adresleri gösterilmemiştir. Kararda davanın tarafı olan bu kişilerin ad ve soyadları ile adreslerinin gösterilmemesi açıkça yasaya aykırıdır.
2- Kadastro davalarında dava, tespit maliki veya komisyoca adına tescil kararın verilen kşi veya kişiler aleyhine açılır. Çekişmeli 1303 sayılı paprselin tespiti ölü olduğu belirtmek suretiyle Ali adına yapılmıştır. Davacı Emin, 28.3.1986 tarihli dava dilekçesinde davalı olarak Süleyman ve Fahrettin'i göstermiştir. Adı geçen kişiler tutanakta malik olarak gösterilmediklerine göre bu şahıslar aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işi esasına girilip yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3- Yukarıda belirtildiği üzere taşınmaz vergi kaydı ve zilyetliğe dayanılarak ölü Ali adına tespit edilmiştir. temyiz eden Fahrettin, itirazı komisyonca reddedildiği halde süreinde dava açmamış ve usulüne uyun olarak açılan davayada katılmamıştır. Emin tarafından açılan davada yasaya aykırı bir şekilde davalı gösterilmiştir. Fahrettin tarafından usulüne uyun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde adı geçenin davacı olarak kabul edilip, davanın reddine karar verilmesi ve karar başlığında davacı olarak gösterilmesi isabetli bulunamaktadır.
4- Mahkemece taşınmazın mülkiyetinin belirlenmesi ile ilgili olarak yapılan araştırmada yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın başına icra edilen keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar arazinin maliki, intikali ve tasarrufu hussunda çelişkili beyanlarda bulundukları halde bu çelişkinin giderilmesine çalışılmamış, tespite kısmen aykırı sonuca varılmış olmasına rağmen tespit blirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip bilgileri alınmamış, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nazıl intikal ettiği, kim tarafınhdan ne zamandan beri ne suretle kullanılıdğı, davacı Süleyman ile müdahil arasındaki hukuki durumun ne olduğu, Süleyman'ın zilyetliğinin ve tasarruf durumunun elirlenmesinde kmşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamıştır. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Tarafların temyiz itirazları yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 31.5.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy