(743 S. K. m. 81/A) (3402 S. K. m. 19) (2762 S. K. m. 8, 41)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 101 ada 70 parsel sayılı 2411 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, 25.5.1990 günü senetle satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Vakıflar idaresi, yasal süresi içinde mahalli Vakıflar İdaresi'nin vakfiye defterinde kayıtlı blunan 1208 tarihli vakfiye senedine dayanarak, taşınmazın vakfın 30 dönüm miktarındaki arazisi içinde kaldığı iddiasıyla, Ç... Molla Mustafa oğlu ahmet vakfı adına tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılmaa sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin Ç... Molla Mustafa oğlu Ahmet Vakfı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın vakfı arazi olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Vakıf defterinin Tapu Sicil Müdürlüğüne devredilip devredilmediği araştırılmamıştır. Öncelikle bu yön araştırılmalı, tapuya devredildiği sonucuna varıldığı takdirde tapu niteliğinde dönüştüğü kabul edilerek hüküm kurulmalıdır. 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca vakıfların doğrudan doğruya hayrattan olan gayrimenkulleri zamanaşımı yoluyla iktisa edilemez ise de aynı Kanun'un 41. maddesi uyarınca doğrudan doğruya hayrat olmayan vakıf malların Medeni kanun'da öngörülen zamanaşımı hükümleri ile iktisabı mümkündür. 13.7.1967 tarih ve 903 sayılı Kanun'la Medeni Kanun'a 81/A maddesi eklenmiş olup, bu tarinhden sonra vakıfların mallarının ayrım yapılmaksızın zilyetlikle iktisabı yasaklanmıştır. 903 sayılı Kanun'un geriye yürütülmesi mümkün bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın doğrudan hayrat olmadığı, tarla niletiinde bulunduğu ve geylirinin vakfeldildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, vakıf defterleri tapu kütüğüne devredilmediği takdirde bu taşınmaz zilyetlikle iktisap edilebilir. Ancak, zilyetlikle iktisap şartlarının 13.7.1967 tarhine kadar gerçekleşmiş olması gerekir. Açıklanan şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak soncuna göre karar verilmelidir. Eksik incelem ile hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de, dava konusu taşınmaz üzerinde davalının kadastro tespitinden önce inşa edilmiş evi bulunduğu halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesi gereince muhdesatın davalıya ait olduunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmemiş olması da yasaya aykırıdır. Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenlerle (BOZULMASINA), Yargıtay duruşmaıs için belirlenen 65.000.000 TL. vekalet ücretinin davacı Vakıflar İdaresinden alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettirekn davalıya verilmesine, 7.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy