(743 S. K. m. 618, 644, 645, 679) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, tapusuz taşınmazı içinde bulunan su kaynağına davalıların müdahalesinin önlenmesi istemiyle dava açmış, bu davaya İbrahim su kaynağında kendisinin de hak sahibi olduğunu belirterek, Mehmet ise davacı yanında müdahale etmişlerdir. Asliye Hukuk mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nce davaya konu suyun genel su niteliğinde olduğuna işaret olunarak suyun kadım kullanma biçimine göre paylaşımının sağlanması gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak devam oluna yargılama sırasında, dava konusu su kaynağının bulunduğu taşınmazın kadastro sırasında 27 ve 28 parsel olarak tespit edilip, tespitlerinin kesinleşmiş olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafında temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Dava, suya elatmanın önlenmesine ilişkin olduğuna göre su kaynağının bulunduğu parselin tutanağının kesinleşmesi mümkün değildir. bu nedenle tutanak aslı bulunduğu yerden getirtilmeli, tutanak usulsüz kesinleştirilmiş ise; davalı şerhi verdirerek tescil iptal edilmeli, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanmalı, 3. Hukuk dairesi'nin bozma kararı da gözönünde tutularak kaynağın bulunduğu parselin ve kaynak alanının tescili ile elatmanın önlenmesi istemi yönünde hüküm kurulmalıdır. Bu kaynağı genel su niteliğinde ise tescile tabi değildi. Buna karşılık özel kaynak niteliğinde ise, tescile tabidir. Bu hususun kesin olarak saptanması gerekir. Öte yandan, Kadastro Mahkemesi'nde görülmekte olan 1997/306 esas sayılı davanın da çekişmeli parsele ilgili olduğu belirtilmiştir. Aynı parsele yönelik olarak açılan tüm davaların birleştirilerek uyuşmazlığın birlikte çözümlenmesi zorunludur.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın her iki davanın aynı parsele yönelik olup olmadığı saptanmadan davaların birleştirilmesine gerek olup olmadığı değerlendirilmeksizin ayrı ayrı görülmesi de doğru değildir. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 25.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy