(3402 S. K. m. 13/B-c) (743 S. K. m. 638, 639, 645)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün yargıtayca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 421, 423 parsel sayılı 211250 ve 115.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazalr, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar A. ve Ç. tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan el atmanın önlenmesi davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Davacı Hazine temsilcisi, 421 parsel için vergi kaydına, 423 parsel için tapu kaydı miktar fazlasına dayanarak tutanaklara itiraz etmiştir. Kadastro Mahkemesi'nde çekişmeli parseller tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacıların davalaının reddine, çekişmeli 421 sayılı parselin hisseleri nispetinde davalı A. ve müşterekleri adlarına, 423 sayılı parselin hisseleri nispetinde davalı A. ve müşterekleri adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan Y., A. vekili ile Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz eden davacıların tapu kaydının çekişmeli parselleri kapsadığı saptanamamıştır. Kaldı ki, tapu kaydı taşınmazlara ait olsa bile davalıların taşınmazlara zilyet oldukları, tapu kaydı malikinin ölüm tarihinden dava ve tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçtiği, tapu kaydının hukuki değerini yitirdikten sonra münakale gördüğü ve taraflar arasında mirasçılık ilişkisi bulunmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesi gereğince tapu kaydının hukuki geçerliliğini yitirdiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalıların dayandıkları vergi kayıtlarının sabit sınırlı olduğu, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalılar yararına oluştuğu mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile saptanmıştır. Açıklanan ve mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre taşınmazların davalılar adına tesciline karar verilmesi isabetlidir. Hal böyle olunca, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün (ONANMASINA), 11.3.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy