(3402 S. K. m. 16)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 54 parsel sayılı 345.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz öncesinden beri köy hayvanlarının sulakiyesi olarak tahsis edilmiş olması nedeniyle davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Muteriz davacılar, taşınmaz içindeki bir bölüm yerin kendilerine ait olduğu iddiasıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespite itiraz etmişler ve tutanak 5602 sayılı Yasanın 27 ve 32. maddeleri gereğince Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin 28.10.1965 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.000 metrekare miktarındaki bölümünün Haydar, 06.08.1999 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 30.000 metrekare miktarındaki bölümünün Faik mirasçıları adlarına, geriye kalan 305.500 metrekarelik bölümünün köy otlak yeri olarak intifa hakkı Yukarı H... Köyü Tüzel Kişiliği'ne ait olmak üzere tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Köy Tüzel Kişiliği ve Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin temyize konu olan bölümünün davacı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, Mahkemenin kabulü toplanan delillere ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı tarafın dayandığı kayıt, tapu kaydı niteliğinde olmayıp tasdiksiz yoklama kaydı niteliğindedir. Zilyetlikle birleşmeyen tasdiksiz yoklama kayıtlarına değer verilemez. Kaydın tapu kaydı olduğu Genel Müdürlükçe doğrulanmadığı gibi Mahalli Tapu Sicil Müdürlüğü'nden kayıt örneği de çıkarılmamıştır. Dosyaya ibraz edilen belgenin tapu kaydı olarak kabulü mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın sıvat yeri olduğu anlaşılmaktadır. Sıvat yeri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince kamu orta malı niteliğindedir. Bu tür taşınmazların çıplak mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı ise Köy Tüzel Kişiliğine aittir. Davada husumet önce yalnız köye yöneltilmiş, Hazine sonradan davaya katılmıştır. İlk kararda Hazine taraf olmadığından önceki karar Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Sıvat yerlerinin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, davaların reddine ve taşınmazların tamamının sıvat yeri olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de, orta mallarının sınırlandırılması gerekirken Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy