(3402 S. K. m. 5, 27, 28, 30) (1086 S. K. m. 7, 27, 43)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 111 ada 62, 113 ada 34 ve 116, 123 ada 14 parsel sayılı muhtelif metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan sözedilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı N. ve arkadaşları tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davasında kadastro tespit tarihinden sonra, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı R. tarafından 113 ada 116 ve 123 ada 14 parsellerle ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde, davacı Ö. tarafından 113 ada 34 parselle ilgili olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davalarında Mahkemelerce görevsizlik kararı verilerek dosyalar kadastro mahkemesine aktarılmış ve davacı N. tarafından 111 ada 62 parselle ilgili olarak Kadastro Mahkemesinde açılan dava ile birleştirilmişlerdir. Yargılama sırasında H. ile S. 113 ada 116 ve 123 ada 14 parsellerin R. 111 ada 62 sayılı parselin H. ve 113 ada 34 sayılı parselin Ö. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile müdahil H. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 5 ve 27. maddeleri uyarınca genel Mahkemelerde görülmekte olan taşınmazlarla ilgili tutanak düzenlenmiş olmakla genel mahkemelerin görevi sona erer. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir. Bu şekilde davaya konu olan taşınmazlarla ilgili sicil oluşturmak görevi Kadastro Mahkemesine aittir. Tutanakların kesinleştirilip kesinleştirilmemesi veya malikhanelerinin açık bırakılıp bırakılmaması sonuca etkili değildir. Asliye Hukuk Mahkemesine 2.3.1963 tarihinde 17 parça taşınmazla ilgili olarak dava açılmış olduğuna göre bu taşınmazlar yönünden Kadastro Mahkemesince sicil oluşturulması gerekir. Hal böyle olunca, Kadastro Kanununun 27. maddesi uyarınca usulen askı ilanı yaptırılmalı, sözü edilen davada taraf olarak gösterilen kişilerin ve ölmüşlere mirasçılarının tümünün davaya katılmaları sağlanmalı, dava konusu taşınmazlarla ilgili tutanak asılları bulundukları yerlerden getirilmeli, mahkemenin başka esasına kayıtlı davalar varsa tüm davalar birleştirilmeli, kesinleştirilen tutanaklar bulunması halinde kesinleştirmenin hukuki sonuç doğurmaması nedeniyle Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazılıp parselin davalı olduğu belirtilerek tutanak aslı getirtilmeli, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delilleri toplanıp birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık çözümlenmelidir. Usulen taraf teşkil edilmeksizin ve dava konusu parsellerin tümü hakkında karar verilmeksizin hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenlerle (BOZULMASINA), bozma nedenine göre hükmün sair yönlerinin incelenmesine yer olmadığına, 22.1.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy