(1086 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 509 parsel sayılı 2800 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz 469 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazından sarfınazar etmesi nedeniyle itirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmazın 1400 metrekarelik bölümünü satın aldığına dayanarak dava açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesinde Erol davacının hakkının sadece 29 özel parselasyon numaralı taşınmazda bulunduğuna, Muttalip davacının talep ettiği bölümde kalan 26 ve 27 özel parselasyon numaralı bölümlerin kendisine ait olduğuna, Aydın Sur davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığına ve kendisinin de hak sahibi olduğuna, Hayriye 25 özel parselasyon numaralı yerin kendisine ait olduğuna, davacının herhangi bir hakkı bulunmadığına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1224.50 metrekarelik bölümün davacı adına tesciline karar verilmiş; hükmün, müdahiller ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 8. Hukuk Dairesinin 23.10.1990 tarih 1990/16851-14012 sayılı ilamı ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 27. maddesi gereğince davanın Kadastro Mahkemesinde görülmesi gerekeceğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Kadastro Mahkemesindeki yargılamaya Sevil 22, 23, 24 özel parselasyon numaralı taşınmazların kendisine ait olduğundan nizalı taşınmazda da hakkı bulunduğuna dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı ve müdahillerin davalarının reddine, taşınmazın tesbit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş, davacı ve müdahillerin temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 13.2.1996 gün ve 1995/7190 esas 1996/1301 karar sayılı ilamı ile Asliye Hukuk Mahkemesinde müdahil olarak davaya katılan Hayriye Çakın ve Aydın Surun Kadastro Mahkemesinde taraf olarak duruşmaya çağrılmamış ve delillerinin toplanmamış, kararda da taraf olarak gösterilmemiş olmasının isabetsiz olduğu gerekçeleri ile bozulmuştur. Kadastro Mahkemesinin bozmaya uyarak yaptığı yargılama sırasında tutanağın kesinleşmiş olması nedeniyle dava dilekçesinin görevden reddine dair kararı da tarafların temyizi üzerine 17. Hukuk Dairesinin 29.6.1998 gün ve 1998/2692 esas 1998/2957 karar sayılı ilamı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25/son maddesi gereği Yargıtay 8. Hukuk Dairesince görev yönünden bozulmuş olduğundan, bu karar davaya ondan sonra bakacak olan mahkemeyi bağlayacağından Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararının yerinde olmadığına değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacı ile müdahiller Sevil ..., Baki Temel, Hayriye Çakın ve Aydın Surun davalarının payları oranında kabulüne, müdahil Erol ...un davasının reddine, çekişmeli 509 parselin 15.11.1999 tarihli teknik bilirkişi raporunda A, B, C, D, E, F harfleri ile gösterilen toplam 2013.08 metrekarelik bölümünün 509 parselden ifrazen ve köyün en son parsel numarası verilmek suretiyle tamamı 3500 paydan 244 hissesinin Nail oğlu Hayri, 381 hissesinin Vahdettin kızı Sevil, 245 hissesinin İsmail oğlu Muttalip, 120 hissesinin Bayram kızı Hayriye, 119 hissesinin Halil oğlu Aydın adına, kalan hissenin de Hazine adına tesciline, krokide H, K, G harfleri ile gösterilen 786.92 metrekarelik bölümün 509 numaralı parsel içerisinde bırakılarak Hazine adına tesciline, krokide B:1 harfi ile gösterilen evin Hayri ...e, A:1 harfi ile gösterilen evin Sevil ...a ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı Hazine vekili, müdahiller Erol, Sevil vekili, Aydın ve Muttalip vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hayri kadastro tesbitine itiraz etmiş, 18.3.1986 tarihli dilekçesi ile itirazından feragat etmiş ve 7.4.1986 tarihli Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenen inceleme tutanağında da bu doğrultuda beyanda bulunmuştur. Yargılama sırasında 27.6.1991 tarihli oturumda da bu beyanların kendisine ait olduğunu açıklamıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 95. maddesi gereği feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı Hayri davadan feragat etmiş ve feragat usulün belgelendirilmiş olduğundan davacı tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Müdahil Erol, 26.6.1978 tarihli dilekçesi ile taşınmazın Hazineye ait olduğunu belirterek feri müdahalede bulunmuştur. Müdahilin eşi olan Sevil ... yargılama sırasında davaya katılmıştır. Kullanım konumundaki beyanlar çelişiktir. Müdahil Erol ve Sevil ...un istekleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi uygun bulunmamaktadır.
Müdahil Muttalip 27.9.1979 tarihli dilekçe ile müdahalede bulunmuş ise de, 27.9.1991 tarihli oturumda vekili Hazine adına tescile muvafakat etmiştir. Bu beyan müdahil yönünden bağlayıcıdır. Müdahilin beyanı nedeniyle isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Müdahil Aydın, 7.7.1989 tarihli dilekçesi ile müdahale isteminde bulunmuş ise de, taşınmazın öncesinin Rumlardan metruk kiremitlik olduğu ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğu halde, mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulması da doğru değildir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle davacı ve müdahil davacıların temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı ve müdahil davacıların tüm davalarının reddine ve taşınmazın tamamının tesbit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün anılan nedenlerle BOZULMASINA, 30.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy