(3402 S. K. m. 14, 16, 20, 21)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 134 ada 1 parsel sayılı 5313 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı nedeniyle, 160 ada 123 parsel sayılı 25279 metrekare yüzölçümlü taşınmaz kayıt miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde irsen intikal, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 160 ada 123 parselin 21.979 metrekarelik bölümünün davacı ile Hazine dışındaki davalılar adına, 160 ada 123 parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 3300 metrekarelik bölümü ile 134 ada 1 parselin tamamının Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemi 123 sayılı parselin davacılar adına tescil edilen 21.979 metrekare miktarındaki bölümüne ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davacı taraf vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Davacıların dayandığı 570 ve 571 tahrir numaralı vergi kayıtlarının revizyonları Kadastro, Tapu Sicil ve Özel İdare Müdürlüklerinden sorulmamış, revizyon görmüş ise, revizyon gördüğü parsellerin tümü getirtilmemiştir. Mahallinde komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak vergi kayıtlarının uygulanması ve taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece münhasıran tesbit bilirkişilerinin dinlenmesi suretiyle hüküm kurulması doğru değildir. Doğuda bulunan 317 parselin mera olarak sınırlandırıldığı belirlenmiştir. Mera ile taşınmaz arasında kesin ayırıcı unsur olmadıkça kamu orta malı arazinin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Davacı tarafın dayandığı vergi kayıtlarının doğu sınırı çayır okumakta, eylemli durumda da doğuda mera bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından dayandığı vergi kayıtları değişebilir sınırlı olup kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, dayanılan vergi kayıtlarının revizyonları saptanarak kayıt miktar fazlası olup olmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy